Zehra Başaran tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 56 müzayede sonucu, ortalama 20.788 ₺, fiyat aralığı 850–75.000 ₺. Teknikler: Akrilik Boya, Yağlı Boya, Karışık Teknik.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Fiyat |
|---|---|---|---|---|---|
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine akrilik boya, Sertifikalı, imzalı, 30 x 30 cm | Akrilik Boya | 30×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jul 2026, 21:00 | 8.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine akrilik boya, Sertifikalı, imzalı, 20 x 20 cm | Akrilik Boya | 20×20 cm | Guga Müzayede | 29 Jul 2026, 21:00 | 4.000 ₺ |
| Zehra Başaran (1971) Tuval üzerine akrilik boya, 66x 75 cm, 2023 tarihli, Sanatçıdan sertifikalı, İmzalı, Çerçeveli 1995’te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü’nden mezun olan Zehra Başaran, 2006’da aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Ama yolculuğun ilk kıvılcımı akademide değil; bahçeli bir evde, mısır püsküllerinden ve çamurdan yapılan küçük heykellerde yanar. Hikâye düz ilerlemez. Ortaokulda resimden yüksek not alamayan bir çocuk vardır önce. Sonra Kartal Endüstri Meslek Lisesi’nde, staj yaptığı fabrikada resimlerini satın alan işçiler. Bir de Ustabaşı Hasan: “Sen Güzel Sanatlar’da okumalısın” diyen o beklenmedik ses. Bazen insanı okullar değil, rastlantılar mezun eder hayata. Başaran kendini figür ressamı olarak tanımlar; ama figür onun için yalnızca beden değildir. Bir bakış. Bir duruş. Bir iç kıpırtı. Kendi sözleriyle, resmi “çözülmesi zor olmayan bir bulmacanın parçaları” gibidir. Belki de hayatın karmaşasına karşı daha yalın, daha insani bir geçit arar. Rembrandt’ın yumuşak ışığından, Schiele’nin ifade yoğunluğundan geçen bir damar vardır resminde; ama taklit değil, mayalanma. Zamanla kendine karışan etkiler. O yüzden “tüm zamanları kucaklayan” bir resim yapmayı ister. Güncel görünmekten çok, sahici kalmakla ilgilenir. Resimlerinde semboller vardır: kanatlar, uçaklar, sandallar, tahtlar… Ama bunlar süs değildir; duygunun anahtarlarıdır. Uçamayan bir kanattan uçan bir imgeye geçer bazen. Bir duygudan başka bir duygunun kıyısına. Özellikle frekansı daha yüksek olan olumsuz duygular. Hayal kırıklığı, yalnızlık ve üzüntü tuvalde birikir ama sanatçı orada takılıp kalmaz; o olumsuzluktan çıkışın, o iyileşmenin "geçiş iklimini" resmeder. Her figür bir ruhtur. Kalabalık istemez tuvalleri. Çünkü bağıranın diğerini susturmasından korkar. Kırmızı bile fısıltıyla konuşur onda. Yine de merkez hep insandır. Sanatçının kendi sözleriyle, resimdeki karakterin içinden bakan çoğu zaman odur. Çerkez Karadağ’ın ona söylediği “an ressamı” tanımı bu yüzden yerini bulur O kadın figürün yüzünde, o karakterin duruşunda doğru ifadeyi, o sarsıcı anı bulana kadar arar, döner, bekler. Hayretle ve coşkuyla yaratacağı dünyaya inanarak, delirir neredeyse. Ve o inandığı için, o dünya var olur. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 66×75 cm | Art-ı Müzayede | 23 Jul 2026, 20:00 | 30.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine yağlı boya, 2023, İmzalı, 65 x 80 cm. | Yağlı Boya | 65×80 cm | Guga Müzayede | 29 Jun 2026, 21:00 | 40.000 ₺ |
| Zehra Başaran (1971) Tuval üzerine yağlı boya, 30x30 cm, İmzalı, Çerçeveli 1995’te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü’nden mezun olan Zehra Başaran, 2006’da aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Ama yolculuğun ilk kıvılcımı akademide değil; bahçeli bir evde, mısır püsküllerinden ve çamurdan yapılan küçük heykellerde yanar. Hikâye düz ilerlemez. Ortaokulda resimden yüksek not alamayan bir çocuk vardır önce. Sonra Kartal Endüstri Meslek Lisesi’nde, staj yaptığı fabrikada resimlerini satın alan işçiler. Bir de Ustabaşı Hasan: “Sen Güzel Sanatlar’da okumalısın” diyen o beklenmedik ses. Bazen insanı okullar değil, rastlantılar mezun eder hayata. Başaran kendini figür ressamı olarak tanımlar; ama figür onun için yalnızca beden değildir. Bir bakış. Bir duruş. Bir iç kıpırtı. Kendi sözleriyle, resmi “çözülmesi zor olmayan bir bulmacanın parçaları” gibidir. Belki de hayatın karmaşasına karşı daha yalın, daha insani bir geçit arar. Rembrandt’ın yumuşak ışığından, Schiele’nin ifade yoğunluğundan geçen bir damar vardır resminde; ama taklit değil, mayalanma. Zamanla kendine karışan etkiler. O yüzden “tüm zamanları kucaklayan” bir resim yapmayı ister. Güncel görünmekten çok, sahici kalmakla ilgilenir. Resimlerinde semboller vardır: kanatlar, uçaklar, sandallar, tahtlar… Ama bunlar süs değildir; duygunun anahtarlarıdır. Uçamayan bir kanattan uçan bir imgeye geçer bazen. Bir duygudan başka bir duygunun kıyısına. Özellikle frekansı daha yüksek olan olumsuz duygular. Hayal kırıklığı, yalnızlık ve üzüntü tuvalde birikir ama sanatçı orada takılıp kalmaz; o olumsuzluktan çıkışın, o iyileşmenin "geçiş iklimini" resmeder. Her figür bir ruhtur. Kalabalık istemez tuvalleri. Çünkü bağıranın diğerini susturmasından korkar. Kırmızı bile fısıltıyla konuşur onda. Yine de merkez hep insandır. Sanatçının kendi sözleriyle, resimdeki karakterin içinden bakan çoğu zaman odur. Çerkez Karadağ’ın ona söylediği “an ressamı” tanımı bu yüzden yerini bulur O kadın figürün yüzünde, o karakterin duruşunda doğru ifadeyi, o sarsıcı anı bulana kadar arar, döner, bekler. Hayretle ve coşkuyla yaratacağı dünyaya inanarak, delirir neredeyse. Ve o inandığı için, o dünya var olur. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 30×30 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 8.000 ₺ |
| Zehra Başaran (1971) Tuval üzerine yağlı boya, 130x100 cm, Çerçeveli 1995’te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü’nden mezun olan Zehra Başaran, 2006’da aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Ama yolculuğun ilk kıvılcımı akademide değil; bahçeli bir evde, mısır püsküllerinden ve çamurdan yapılan küçük heykellerde yanar. Hikâye düz ilerlemez. Ortaokulda resimden yüksek not alamayan bir çocuk vardır önce. Sonra Kartal Endüstri Meslek Lisesi’nde, staj yaptığı fabrikada resimlerini satın alan işçiler. Bir de Ustabaşı Hasan: “Sen Güzel Sanatlar’da okumalısın” diyen o beklenmedik ses. Bazen insanı okullar değil, rastlantılar mezun eder hayata. Başaran kendini figür ressamı olarak tanımlar; ama figür onun için yalnızca beden değildir. Bir bakış. Bir duruş. Bir iç kıpırtı. Kendi sözleriyle, resmi “çözülmesi zor olmayan bir bulmacanın parçaları” gibidir. Belki de hayatın karmaşasına karşı daha yalın, daha insani bir geçit arar. Rembrandt’ın yumuşak ışığından, Schiele’nin ifade yoğunluğundan geçen bir damar vardır resminde; ama taklit değil, mayalanma. Zamanla kendine karışan etkiler. O yüzden “tüm zamanları kucaklayan” bir resim yapmayı ister. Güncel görünmekten çok, sahici kalmakla ilgilenir. Resimlerinde semboller vardır: kanatlar, uçaklar, sandallar, tahtlar… Ama bunlar süs değildir; duygunun anahtarlarıdır. Uçamayan bir kanattan uçan bir imgeye geçer bazen. Bir duygudan başka bir duygunun kıyısına. Özellikle frekansı daha yüksek olan olumsuz duygular. Hayal kırıklığı, yalnızlık ve üzüntü tuvalde birikir ama sanatçı orada takılıp kalmaz; o olumsuzluktan çıkışın, o iyileşmenin "geçiş iklimini" resmeder. Her figür bir ruhtur. Kalabalık istemez tuvalleri. Çünkü bağıranın diğerini susturmasından korkar. Kırmızı bile fısıltıyla konuşur onda. Yine de merkez hep insandır. Sanatçının kendi sözleriyle, resimdeki karakterin içinden bakan çoğu zaman odur. Çerkez Karadağ’ın ona söylediği “an ressamı” tanımı bu yüzden yerini bulur O kadın figürün yüzünde, o karakterin duruşunda doğru ifadeyi, o sarsıcı anı bulana kadar arar, döner, bekler. Hayretle ve coşkuyla yaratacağı dünyaya inanarak, delirir neredeyse. Ve o inandığı için, o dünya var olur. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 130×100 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 75.000 ₺ |
| Zehra Başaran (1971) Tuval üzerine akrilik boya, 65x55 cm, 2023 tarihli, İmzalı 1995’te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü’nden mezun olan Zehra Başaran, 2006’da aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Ama yolculuğun ilk kıvılcımı akademide değil; bahçeli bir evde, mısır püsküllerinden ve çamurdan yapılan küçük heykellerde yanar. Hikâye düz ilerlemez. Ortaokulda resimden yüksek not alamayan bir çocuk vardır önce. Sonra Kartal Endüstri Meslek Lisesi’nde, staj yaptığı fabrikada resimlerini satın alan işçiler. Bir de Ustabaşı Hasan: “Sen Güzel Sanatlar’da okumalısın” diyen o beklenmedik ses. Bazen insanı okullar değil, rastlantılar mezun eder hayata. Başaran kendini figür ressamı olarak tanımlar; ama figür onun için yalnızca beden değildir. Bir bakış. Bir duruş. Bir iç kıpırtı. Kendi sözleriyle, resmi “çözülmesi zor olmayan bir bulmacanın parçaları” gibidir. Belki de hayatın karmaşasına karşı daha yalın, daha insani bir geçit arar. Rembrandt’ın yumuşak ışığından, Schiele’nin ifade yoğunluğundan geçen bir damar vardır resminde; ama taklit değil, mayalanma. Zamanla kendine karışan etkiler. O yüzden “tüm zamanları kucaklayan” bir resim yapmayı ister. Güncel görünmekten çok, sahici kalmakla ilgilenir. Resimlerinde semboller vardır: kanatlar, uçaklar, sandallar, tahtlar… Ama bunlar süs değildir; duygunun anahtarlarıdır. Uçamayan bir kanattan uçan bir imgeye geçer bazen. Bir duygudan başka bir duygunun kıyısına. Özellikle frekansı daha yüksek olan olumsuz duygular. Hayal kırıklığı, yalnızlık ve üzüntü tuvalde birikir ama sanatçı orada takılıp kalmaz; o olumsuzluktan çıkışın, o iyileşmenin "geçiş iklimini" resmeder. Her figür bir ruhtur. Kalabalık istemez tuvalleri. Çünkü bağıranın diğerini susturmasından korkar. Kırmızı bile fısıltıyla konuşur onda. Yine de merkez hep insandır. Sanatçının kendi sözleriyle, resimdeki karakterin içinden bakan çoğu zaman odur. Çerkez Karadağ’ın ona söylediği “an ressamı” tanımı bu yüzden yerini bulur O kadın figürün yüzünde, o karakterin duruşunda doğru ifadeyi, o sarsıcı anı bulana kadar arar, döner, bekler. Hayretle ve coşkuyla yaratacağı dünyaya inanarak, delirir neredeyse. Ve o inandığı için, o dünya var olur. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 65×55 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 17.000 ₺ |
| Zehra Başaran (1971) Tuval üzerine akrilik boya, 50x40 cm, İmzalı 1995’te Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Bölümü’nden mezun olan Zehra Başaran, 2006’da aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Ama yolculuğun ilk kıvılcımı akademide değil; bahçeli bir evde, mısır püsküllerinden ve çamurdan yapılan küçük heykellerde yanar. Hikâye düz ilerlemez. Ortaokulda resimden yüksek not alamayan bir çocuk vardır önce. Sonra Kartal Endüstri Meslek Lisesi’nde, staj yaptığı fabrikada resimlerini satın alan işçiler. Bir de Ustabaşı Hasan: “Sen Güzel Sanatlar’da okumalısın” diyen o beklenmedik ses. Bazen insanı okullar değil, rastlantılar mezun eder hayata. Başaran kendini figür ressamı olarak tanımlar; ama figür onun için yalnızca beden değildir. Bir bakış. Bir duruş. Bir iç kıpırtı. Kendi sözleriyle, resmi “çözülmesi zor olmayan bir bulmacanın parçaları” gibidir. Belki de hayatın karmaşasına karşı daha yalın, daha insani bir geçit arar. Rembrandt’ın yumuşak ışığından, Schiele’nin ifade yoğunluğundan geçen bir damar vardır resminde; ama taklit değil, mayalanma. Zamanla kendine karışan etkiler. O yüzden “tüm zamanları kucaklayan” bir resim yapmayı ister. Güncel görünmekten çok, sahici kalmakla ilgilenir. Resimlerinde semboller vardır: kanatlar, uçaklar, sandallar, tahtlar… Ama bunlar süs değildir; duygunun anahtarlarıdır. Uçamayan bir kanattan uçan bir imgeye geçer bazen. Bir duygudan başka bir duygunun kıyısına. Özellikle frekansı daha yüksek olan olumsuz duygular. Hayal kırıklığı, yalnızlık ve üzüntü tuvalde birikir ama sanatçı orada takılıp kalmaz; o olumsuzluktan çıkışın, o iyileşmenin "geçiş iklimini" resmeder. Her figür bir ruhtur. Kalabalık istemez tuvalleri. Çünkü bağıranın diğerini susturmasından korkar. Kırmızı bile fısıltıyla konuşur onda. Yine de merkez hep insandır. Sanatçının kendi sözleriyle, resimdeki karakterin içinden bakan çoğu zaman odur. Çerkez Karadağ’ın ona söylediği “an ressamı” tanımı bu yüzden yerini bulur O kadın figürün yüzünde, o karakterin duruşunda doğru ifadeyi, o sarsıcı anı bulana kadar arar, döner, bekler. Hayretle ve coşkuyla yaratacağı dünyaya inanarak, delirir neredeyse. Ve o inandığı için, o dünya var olur. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 50×40 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 19.000 ₺ |
| Zehra Başaran Tuval üzerine akrilik boya, 17x13 cm, İmzalı, 2024, Çerçeveli Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 17×13 cm | Art-ı Müzayede | 02 Jun 2026, 20:00 | 4.500 ₺ |
| Zehra Başaran Tuval üzerine yağlı boya, Çap: 30 cm, 2021 Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | Art-ı Müzayede | 02 Jun 2026, 20:00 | 3.000 ₺ | |
| Zehra Başaran (1971) Tuval üzerine akrilik boya, 45x50 cm, 2023, İmzalı, Çerçeveli Zehra Başaran’ın resim yolculuğu, Marmara Üniversitesi’nin atölyelerinde başlayan ama hiçbir duvarla sınırlı kalmayan bir iç arayışın hikayesidir. Akademik disiplinle sezgisel duyarlığın kesiştiği yerde durur onun dünyası. Adnan Çoker’le çalışması, geometrinin dingin nefesini sezginin titreşimiyle buluşturmuş; çizginin matematiğini, duygunun belirsizliğine emanet etmiş bir ortaklık gibidir. Sanki akıl ile iç ses el sıkışmıştır: biri ölçer, diğeri hisseder. “Ben bir figür ressamıyım,” der Başaran; ama figür onun tuvalinde yalnızca görünen değildir, görünmeyenin de kapısıdır. Hayatın akışında bir an durup kulağa fısıldayan semboller dolaşır resimlerinde; bazen bir renk, bazen bir duruş, bazen de çocukluğun unutulmuş masumiyetiyle açılan bir pencere. Tüm zamanları aynı anda kucaklayan bir resim dili kurar—ne eski ne yeni; hem durur hem akar. Onun resminde renkler bağırmaz. Kırmızı bile temkinlidir, sanki sözünü ölçüp biçerek söyler. Çünkü Başaran, hiçbir öğenin diğerini susturmasına izin vermez. Her şey, merkezdeki bakışı görünür kılmak için vardır—o kızın, o figürün, belki de izleyenin kendi içindeki kişinin bakışını. Bir portrede, bir el kıvrımında, gövdenin hafifçe eğilmiş çizgisinde açılır anlam. Başaran’ın önceliği hep insandır: kırılgan, soylu, saklı ve çoğu kez yalnızken dürüst.. “Resimdeki karakterin içindeyim,” der sanatçı. Belki de işin sırrı budur. Bize bakan acele etmez; duyguları yarışa sokmaz. Figür, ondan ruhunu aldığında tamamlanır tablo. Ve belki de en kıymetlisi şudur: Başaran, büyüdükçe kaybettiğimiz masumiyeti resimlerinde korumaya çalışan bir ressamdır. Bir çocuğun her şeye inanma halini… “Bu uçağı yapalım, belki uçar” diyen saf güveni… Dünya karmaşıklaştıkça sadeleşen, gürültü arttıkça fısıldayan bir iç dünyanın ressamı. Zehra Başaran’ın tabloları, sessiz birer psikolojik temas alanı gibidir: insanın insana yavaşça yaklaştığı, duygunun kıyıya vurduğu, bakışın kelimeleri susturduğu yerler. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 45×50 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 18.000 ₺ |
| Zehra Başaran (1971) Tuval üzerine akrilik boya, 45x50 cm, 2023, İmzalı, Çerçeveli Zehra Başaran’ın resim yolculuğu, Marmara Üniversitesi’nin atölyelerinde başlayan ama hiçbir duvarla sınırlı kalmayan bir iç arayışın hikayesidir. Akademik disiplinle sezgisel duyarlığın kesiştiği yerde durur onun dünyası. Adnan Çoker’le çalışması, geometrinin dingin nefesini sezginin titreşimiyle buluşturmuş; çizginin matematiğini, duygunun belirsizliğine emanet etmiş bir ortaklık gibidir. Sanki akıl ile iç ses el sıkışmıştır: biri ölçer, diğeri hisseder. “Ben bir figür ressamıyım,” der Başaran; ama figür onun tuvalinde yalnızca görünen değildir, görünmeyenin de kapısıdır. Hayatın akışında bir an durup kulağa fısıldayan semboller dolaşır resimlerinde; bazen bir renk, bazen bir duruş, bazen de çocukluğun unutulmuş masumiyetiyle açılan bir pencere. Tüm zamanları aynı anda kucaklayan bir resim dili kurar—ne eski ne yeni; hem durur hem akar. Onun resminde renkler bağırmaz. Kırmızı bile temkinlidir, sanki sözünü ölçüp biçerek söyler. Çünkü Başaran, hiçbir öğenin diğerini susturmasına izin vermez. Her şey, merkezdeki bakışı görünür kılmak için vardır—o kızın, o figürün, belki de izleyenin kendi içindeki kişinin bakışını. Bir portrede, bir el kıvrımında, gövdenin hafifçe eğilmiş çizgisinde açılır anlam. Başaran’ın önceliği hep insandır: kırılgan, soylu, saklı ve çoğu kez yalnızken dürüst.. “Resimdeki karakterin içindeyim,” der sanatçı. Belki de işin sırrı budur. Bize bakan acele etmez; duyguları yarışa sokmaz. Figür, ondan ruhunu aldığında tamamlanır tablo. Ve belki de en kıymetlisi şudur: Başaran, büyüdükçe kaybettiğimiz masumiyeti resimlerinde korumaya çalışan bir ressamdır. Bir çocuğun her şeye inanma halini… “Bu uçağı yapalım, belki uçar” diyen saf güveni… Dünya karmaşıklaştıkça sadeleşen, gürültü arttıkça fısıldayan bir iç dünyanın ressamı. Zehra Başaran’ın tabloları, sessiz birer psikolojik temas alanı gibidir: insanın insana yavaşça yaklaştığı, duygunun kıyıya vurduğu, bakışın kelimeleri susturduğu yerler. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 45×50 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 13.000 ₺ |
| Zehra Başaran (1971) Tuval üzerine yağlı boya, 43x123 cm, İmzalı Zehra Başaran’ın resim yolculuğu, Marmara Üniversitesi’nin atölyelerinde başlayan ama hiçbir duvarla sınırlı kalmayan bir iç arayışın hikayesidir. Akademik disiplinle sezgisel duyarlığın kesiştiği yerde durur onun dünyası. Adnan Çoker’le çalışması, geometrinin dingin nefesini sezginin titreşimiyle buluşturmuş; çizginin matematiğini, duygunun belirsizliğine emanet etmiş bir ortaklık gibidir. Sanki akıl ile iç ses el sıkışmıştır: biri ölçer, diğeri hisseder. “Ben bir figür ressamıyım,” der Başaran; ama figür onun tuvalinde yalnızca görünen değildir, görünmeyenin de kapısıdır. Hayatın akışında bir an durup kulağa fısıldayan semboller dolaşır resimlerinde; bazen bir renk, bazen bir duruş, bazen de çocukluğun unutulmuş masumiyetiyle açılan bir pencere. Tüm zamanları aynı anda kucaklayan bir resim dili kurar—ne eski ne yeni; hem durur hem akar. Onun resminde renkler bağırmaz. Kırmızı bile temkinlidir, sanki sözünü ölçüp biçerek söyler. Çünkü Başaran, hiçbir öğenin diğerini susturmasına izin vermez. Her şey, merkezdeki bakışı görünür kılmak için vardır—o kızın, o figürün, belki de izleyenin kendi içindeki kişinin bakışını. Bir portrede, bir el kıvrımında, gövdenin hafifçe eğilmiş çizgisinde açılır anlam. Başaran’ın önceliği hep insandır: kırılgan, soylu, saklı ve çoğu kez yalnızken dürüst… “Resimdeki karakterin içindeyim,” der sanatçı. Belki de işin sırrı budur. Bize bakan acele etmez; duyguları yarışa sokmaz. Figür, ondan ruhunu aldığında tamamlanır tablo. Ve belki de en kıymetlisi şudur: Başaran, büyüdükçe kaybettiğimiz masumiyeti resimlerinde korumaya çalışan bir ressamdır. Bir çocuğun her şeye inanma halini… “Bu uçağı yapalım, belki uçar” diyen saf güveni… Dünya karmaşıklaştıkça sadeleşen, gürültü arttıkça fısıldayan bir iç dünyanın ressamı. Zehra Başaran’ın tabloları, sessiz birer psikolojik temas alanı gibidir: insanın insana yavaşça yaklaştığı, duygunun kıyıya vurduğu, bakışın kelimeleri susturduğu yerler. | Yağlı Boya | 43×123 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 30.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine akrilik boya, 2022, İmzalı, 65 x 80 cm. | Akrilik Boya | 65×80 cm | Balaban Müzayede | 27 Apr 2026, 21:00 | 31.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Pres tuval üzerine yağlı boya, 2022, İmzalı, Çerçeveli, 15 x 15 cm. | Yağlı Boya | 15×15 cm | Guga Müzayede | 22 Apr 2026, 21:00 | 4.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Pres tuval Üzerine akrilik boya, 2023, İmzalı, Çerçeveli, 50 x 50 cm. | Akrilik Boya | 50×50 cm | Guga Müzayede | 22 Apr 2026, 21:00 | 23.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN "Gece Gündüz", Tuval üzerine akrilik boya, İmzalı, 65 x 80 cm. | Akrilik Boya | 65×80 cm | Guga Müzayede | 22 Apr 2026, 21:00 | 30.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Film Gibi, Tuval üzerine akrilik boya, 40x70 cm, imzalı | Akrilik Boya | 40×70 cm | Art Base Gallery | 19 Apr 2026, 20:30 | 25.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine akrilik boya, 2023, İmzalı, 70 x 60 cm. | Akrilik Boya | 70×60 cm | Balaban Müzayede | 10 Apr 2026, 21:00 | 30.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 43 x 123 cm. | Yağlı Boya | 43×123 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 40.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine akrilik boya, İmzalı, 40 x 40 cm. | Akrilik Boya | 40×40 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 15.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine akrilik boya, İmzalı, 40 x 40 cm. | Akrilik Boya | 40×40 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 15.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 80 x 65 cm. | Yağlı Boya | 80×65 cm | Guga Müzayede | 24 Feb 2026, 21:00 | 36.000 ₺ |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine akriilik boya, 2023 İmzalı, 50 x 40 cm. | 50×40 cm | Balaban Müzayede | 12 Feb 2026, 21:00 | 22.000 ₺ | |
| ZEHRA BAŞARAN Tuval üzerine karışık teknik, 2020, İmzalı, 30 x 30 cm. | Karışık Teknik | 30×30 cm | Balaban Müzayede | 12 Feb 2026, 21:00 | 7.500 ₺ |
Zehra Başaran tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 20.788 ₺, tüm zamanlar ortalaması 18.282 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 56 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 850 ₺ ile 75.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Zehra Başaran satışı 75.000 ₺ — Yağlı Boya, 130×100 cm (Art-ı Müzayede, Haziran 2026).
Müzayede kayıtlarında Zehra Başaran imzalı eserler Akrilik Boya, Yağlı Boya, Karışık Teknik teknikleriyle yer alıyor.
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini