Uğur Yayla tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 6 müzayede sonucu, ortalama 9.458 ₺, fiyat aralığı 1.500–19.000 ₺. Teknikler: Sulu Boya, Yağlı Boya.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Fiyat |
|---|---|---|---|---|---|
| UĞUR YAYLA Kağıt üzeri suluboya, 32x23 cm, çerçevesiz | Sulu Boya | 32×23 cm | Asart Müzayede | 26 Jul 2026, 20:00 | 1.500 ₺ |
| Uğur Yayla (1951) Tuval üzerine yağlı boya, 60x 80 cm, İmzalı, Çerçeveli Uğur Yayla’nın sanat yolculuğu, pusulayı askeri disiplinden sanata; açık denizlerden tuvalin sonsuzluğuna çeviren güçlü bir kırılmayla başlar. Deniz Kuvvetleri’ndeki astsubaylık görevini 1972’de geride bırakıp hayatını bütünüyle resme adaması, alelade bir kariyer hamlesi değil; içinde uzun zamandır büyüyen yaratıcı çağrının adını koymasıydı. Yayla’nın peyzajlarında şehir çoğu zaman gürültüsüyle değil, hatırasıyla görünür. Tekneler bekler. Evler suya yaslanır. Kıyı, insanın içindeki eski bir yere dönüşür. Ne tam gerçek, ne tamamen düş. Arada. Tam da resmin sevdiği yerde. 1992’de rotayı Avrupa’ya kırıp Duisburg’da Argun Sanat Galerisi’ni kurması ve Köln Güzel Sanatlar Yüksekokulu’ndan takdir belgeleri alması, onun resim dilinin uluslararası alanda da karşılık bulduğunu gösterir. Ancak bütün olumlu koşullara rağmen onu geri çağıran bir şey vardı: coğrafya. Çünkü Yayla için toprak yalnızca üzerinde yürünen bir yer değil; rengin, ışığın ve hafızanın kaynağıydı. Bu dönüşün en güçlü durağı Kapadokya oldu. Avanos’ta eski bir taş evi restore edip kayadan oyma bölümünü galeriye dönüştüren sanatçı, bölgenin kadim jeolojisini kendi fantastik anlatımıyla buluşturdu. O mistik vadilerde atlar şaha kalktı; sürrealist kompozisyonlar seramiğe, heykele ve resmin başka ihtimallerine doğru genişledi. “Sanatsız yaşanmıyor” der Yayla. Bu cümle, onun hayatının kısa özeti gibidir. Çünkü resim onda yalnız bir uğraş olarak kalmaz; aileye, eve, torunlara, atölyenin gündelik neşesine yayılır. Eşine ve oğluna resmin inceliklerini öğretmesiyle başlayan serüven, Kapadokya’da birlikte üreten bir “ressam aile” hikâyesine dönüşür. Uğur Yayla’nın sanatında yağlıboya ve suluboya, gözlemle hayal arasında gidip gelir. Eski İstanbul manzaralarında suyun ve ışığın şiiri vardır; Kapadokya çalışmalarında ise taşın, atın ve düşsel zamanın yankısı. Ama nerede olursa olsun, resmin içinde aynı duygu dolaşır: bir yere ait olma, sonra o yerden yeniden yola çıkma arzusu. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Sulu Boya | 60×80 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 19.000 ₺ |
| Uğur Yayla (1951) "Peyzaj", Duralit üzerine yağlı boya, 65x50 cm, İmzalı Uğur Yayla’nın sanat yolculuğu, pusulayı askeri disiplinden sanata; açık denizlerden tuvalin sonsuzluğuna çeviren güçlü bir kırılmayla başlar. Deniz Kuvvetleri’ndeki astsubaylık görevini 1972’de geride bırakıp hayatını bütünüyle resme adaması, alelade bir kariyer hamlesi değil; içinde uzun zamandır büyüyen yaratıcı çağrının adını koymasıydı. Yayla’nın peyzajlarında şehir çoğu zaman gürültüsüyle değil, hatırasıyla görünür. Tekneler bekler. Evler suya yaslanır. Kıyı, insanın içindeki eski bir yere dönüşür. Ne tam gerçek, ne tamamen düş. Arada. Tam da resmin sevdiği yerde. 1992’de rotayı Avrupa’ya kırıp Duisburg’da Argun Sanat Galerisi’ni kurması ve Köln Güzel Sanatlar Yüksekokulu’ndan takdir belgeleri alması, onun resim dilinin uluslararası alanda da karşılık bulduğunu gösterir. Ancak bütün olumlu koşullara rağmen onu geri çağıran bir şey vardı: coğrafya. Çünkü Yayla için toprak yalnızca üzerinde yürünen bir yer değil; rengin, ışığın ve hafızanın kaynağıydı. Bu dönüşün en güçlü durağı Kapadokya oldu. Avanos’ta eski bir taş evi restore edip kayadan oyma bölümünü galeriye dönüştüren sanatçı, bölgenin kadim jeolojisini kendi fantastik anlatımıyla buluşturdu. O mistik vadilerde atlar şaha kalktı; sürrealist kompozisyonlar seramiğe, heykele ve resmin başka ihtimallerine doğru genişledi. “Sanatsız yaşanmıyor” der Yayla. Bu cümle, onun hayatının kısa özeti gibidir. Çünkü resim onda yalnız bir uğraş olarak kalmaz; aileye, eve, torunlara, atölyenin gündelik neşesine yayılır. Eşine ve oğluna resmin inceliklerini öğretmesiyle başlayan serüven, Kapadokya’da birlikte üreten bir “ressam aile” hikâyesine dönüşür. Uğur Yayla’nın sanatında yağlıboya ve suluboya, gözlemle hayal arasında gidip gelir. Eski İstanbul manzaralarında suyun ve ışığın şiiri vardır; Kapadokya çalışmalarında ise taşın, atın ve düşsel zamanın yankısı. Ama nerede olursa olsun, resmin içinde aynı duygu dolaşır: bir yere ait olma, sonra o yerden yeniden yola çıkma arzusu. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Sulu Boya | 65×50 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 10.000 ₺ |
| Uğur Yayla Kağıt Üzeri Sulu Boya, 32,5x47 cm, İmzalı, Camlı Çerçeveli | Sulu Boya | 32.5×47 cm | Ulusoy Art | 30 May 2026, 21:30 | 2.250 ₺ |
| UĞUR YAYLA Tuval Üzeri Yağlı Boya, Eser Ölçüsü: 60x80cm, Dış Ölçü: 72x92cm | Yağlı Boya | 60×80 cm | ART ROOM | 10 May 2026, 21:02 | 14.000 ₺ |
| UĞUR YAYLA Tuval üzeri yağlı boya , 31 x 25 cm | Yağlı Boya | 31×25 cm | Ziba Art | 20 Apr 2026, 21:00 | 10.000 ₺ |
Uğur Yayla tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 9.458 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 6 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 1.500 ₺ ile 19.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Uğur Yayla satışı 19.000 ₺ — Sulu Boya, 60×80 cm (Art-ı Müzayede, Haziran 2026).
Müzayede kayıtlarında Uğur Yayla imzalı eserler Sulu Boya, Yağlı Boya teknikleriyle yer alıyor.
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini