Sami Kurt tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 81 müzayede sonucu, ortalama 29.815 ₺, fiyat aralığı 1.000–250.000 ₺. Teknikler: Yağlı Boya, Yağlıboya, Karışık Teknik.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Son Pey |
|---|---|---|---|---|---|
| Sami Kurt (1994) “Özgür Kadın”, Tuval üzerine yağlı boya, 180x140 cm, 2021 tarihli Sami Kurt, 1994’te Bursa’da doğdu. Resimle yolu erken kesişti; Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nin ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne girdi. Kemal İskender Atölyesi’nde yetişti, 2019’da mezun oldu. Ama okul ona yalnızca resim yapmayı öğretmedi. Bakmayı öğretti.Rembrandt’ın karanlığına, Caravaggio’nun ışığına, Goya’nın insanın içindeki tekinsiz bölgelere nasıl baktığına… Odd Nerdrum’un figürlerine… Kurt eski ustalardan tekniği aldı; onların dünyasını değil. Çünkü onun resminde artık krallar, azizler, kutsal sahneler yok. Günümüz insanı var. Yalnızlığıyla, korkusuyla, belleğiyle, bazen kendi bedenine bile yabancılaşmış hâliyle. 2018’de ilk kişisel sergisine verdiği isim belki her şeyi baştan söylüyordu: “Sessizce Haykırmak.” Sonra o sessizliğin içine başka sesler karıştı: Alkarası. Albastı. Ritüeller. Tabular. Şifa. Efsun. Anadolu’nun eski inanışları, mitolojik hikâyeleri ve insanın binlerce yıldır içinde taşıdığı korkular tuvale girdi. Ama Kurt bunları eski masalları yeniden anlatmak için kullanmadı. Onların içinde bugünün insanını aradı. Figür bazen belirginleşti, bazen karanlığın içinde çözüldü. Yüz portre olmaktan çıktı; bir ruh hâline dönüştü. 2024’teki TEMA-S sergisinde resmin yanına heykel de geldi. Malzeme değişti, soru değişmedi: İnsanın görünen yüzünün arkasında ne var? Müzayedemizdeki Özgür Kadın da bu sorunun başka bir cevabı gibi. Özgürlük burada bağsızlık değil; bağlara rağmen yürüyebilmek. Belki Sami Kurt’un yıllardır yaptığı şey tam olarak bu. Eski ustalardan kalan o sert ışığı alıyor, yüzyıllar sonrasına taşıyor. Ve bu kez ışığın altında bir aziz ya da kral durmuyor. Biz duruyoruz. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 180×140 cm | Art-ı Müzayede | 22 Sep 2026, 20:30 | 120.000 ₺ |
| SAMİ KURT Pres Tuval Üzeri Yağlıboya, 2023. 32X29 Cm | Yağlı Boya | 32×29 cm | Rana's Art Gallery | 20 Sep 2026, 21:00 | 4.877 ₺ |
| SAMİ KURT "Terk Edilmiş Rüyalar", 2025, Tuval üzerine yağlı boya, imzalı, Çerçeveli, 100 x 130 cm. | Yağlı Boya | 100×130 cm | Guga Müzayede | 17 Sep 2026, 21:00 | 72.500 ₺ |
| SAMİ KURT " Şefkat", Tuval üzerine yağlı boya, 2022, İmzalı, 80 x 100 cm | Yağlı Boya | 80×100 cm | Guga Müzayede | 17 Sep 2026, 21:00 | 60.000 ₺ |
| SAMİ KURT Sami Kurt, Şifa Ana, 2024, tüyb, 45 x 50 cm | Yağlıboya | 45×50 cm | Balaban Müzayede | 15 Sep 2026, 21:00 | 14.000 ₺ |
| SAMİ KURT Tuval Üzeri Yağlı Boya, ''Orman Ardında'', 2023 Tarihli, Eser Ölçüsü: 35x35, Dış Ölçü: 41x41 | Yağlı Boya | 35×35 cm | ART ROOM | 07 Sep 2026, 20:55 | 7.000 ₺ |
| Sami Kurt Figüratif, İmzalı, Tuval üzerine yağlıboya, 50 x 50 cm | Yağlı Boya | 50×50 cm | Artium Modern | 06 Sep 2026, 14:01 | 6.500 ₺ |
| Sami Kurt (1994) Tuval üzerine yağlı boya, 33x35 cm, imzalı Sami Kurt’un resimleri, yüksek sesle konuşmaz. Daha çok yaklaşmanı ister. Bir mitin küllerinde saklı son kıvılcımlardan, henüz sönmemiş bir ateşin kıyısından seslenir. 1994 Bursa doğumlu sanatçı için figür, biçimden önce bir haldir. İnsanın içinde dolaşan karanlıkla, ona inat yanıp sönen ortak bir ışık arasında kurulmuş kırılgan bir bağ. Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne, Kemal İskender Atölyesi’ne uzanan bu yolculukta Kurt’un derdi hiçbir zaman “güzel” bir figür olmadı. Figürü, düşünceyi örten bir kabuk olmaktan çıkarmaya çalıştı. Soydu. İnceltti. Kavramla yüz yüze getirdi. 2017’den bu yana Ankara, İzmir, İstanbul ve Bursa’da izleyiciyle buluşan üretimi; 2018’deki “Sessizce Haykırmak” sergisiyle kendi yankısını dış dünyaya açıkça duyurdu. “TEMA-S” projesiyle genişleyen bu yolculuk, eserlerinin Sezer–Ali Ak Baret Koleksiyonu’na dahil edilmesiyle kalıcı bir iz bıraktı. Onun resminde Goya’nın karanlığı, Rembrandt’ın yakınlığı, Caravaggio’nun sahne ışığı sezilir. Ama bunlar alıntı değildir. Kurt, geleneği bir miras gibi taşımaz; bir maden gibi kazar. Derine iner. Toz çıkar. Sonra kendi mitini, kendi eliyle kurar. Müzayedemizde yer alan bu eser, bu arayışın yalın bir düğümüdür. Tek bir yüz. Fazlası yok. Ama eksik de değil. Bakış, bir eşikte asılıdır; ne kaçmaya karar vermiştir ne de kalmaya. Işık yumuşak değil, acımasızdır. Saklamaz. Yorulmuşluğu bir kusur gibi değil, bir derinlik gibi taşır. Dağınık saçlar, dudaklarda yarım kalmış bir cümle hissi… Bu portre kalabalıktan doğmaz. Yalnızlığın yoğunluğundan çıkar. Kurt burada bir kişiyi resmetmez; insanın zamandan ve coğrafyadan bağımsız halini tutar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 33×35 cm | Art-ı Müzayede | 01 Sep 2026, 20:30 | 6.000 ₺ |
| Sami Kurt (1994) ”İhanetin Kıskacında”, Tuval üzerine yağlı boya, 100x90 cm, İmzalı Sami Kurt’un resimleri, yüksek sesle konuşmaz. Daha çok yaklaşmanı ister. Bir mitin küllerinde saklı son kıvılcımlardan, henüz sönmemiş bir ateşin kıyısından seslenir. 1994 Bursa doğumlu sanatçı için figür, biçimden önce bir haldir. İnsanın içinde dolaşan karanlıkla, ona inat yanıp sönen ortak bir ışık arasında kurulmuş kırılgan bir bağ. Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne, Kemal İskender Atölyesi’ne uzanan bu yolculukta Kurt’un derdi hiçbir zaman “güzel” bir figür olmadı. Figürü, düşünceyi örten bir kabuk olmaktan çıkarmaya çalıştı. Soydu. İnceltti. Kavramla yüz yüze getirdi. 2017’den bu yana Ankara, İzmir, İstanbul ve Bursa’da izleyiciyle buluşan üretimi; 2018’deki “Sessizce Haykırmak” sergisiyle kendi yankısını dış dünyaya açıkça duyurdu. “TEMA-S” projesiyle genişleyen bu yolculuk, eserlerinin Sezer–Ali Ak Baret Koleksiyonu’na dahil edilmesiyle kalıcı bir iz bıraktı. Onun resminde Goya’nın karanlığı, Rembrandt’ın yakınlığı, Caravaggio’nun sahne ışığı sezilir. Ama bunlar alıntı değildir. Kurt, geleneği bir miras gibi taşımaz; bir maden gibi kazar. Derine iner. Toz çıkar. Sonra kendi mitini, kendi eliyle kurar. Bu eserde yakınlıkla tehdit, arzu ile korku, güven ile kuşku aynı karanlığın içinde birbirine dolanıyor. Kimin kimi yaralayacağı kadar, kimin kime inandığı da belirsiz. Resim tam burada sertleşiyor: İhanetin en karanlık yanı, tanıdık olmasıdır. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 100×90 cm | Art-ı Müzayede | 01 Sep 2026, 20:30 | 50.000 ₺ |
| Sami Kurt (1994) ”Göç Kervanı”, Tuval üzerine yağlı boya, 45x50 cm,2024 tarihli, İmzalı Sami Kurt’un resimleri, yüksek sesle konuşmaz. Daha çok yaklaşmanı ister. Bir mitin küllerinde saklı son kıvılcımlardan, henüz sönmemiş bir ateşin kıyısından seslenir. 1994 Bursa doğumlu sanatçı için figür, biçimden önce bir haldir. İnsanın içinde dolaşan karanlıkla, ona inat yanıp sönen ortak bir ışık arasında kurulmuş kırılgan bir bağ. Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne, Kemal İskender Atölyesi’ne uzanan bu yolculukta Kurt’un derdi hiçbir zaman “güzel” bir figür olmadı. Figürü, düşünceyi örten bir kabuk olmaktan çıkarmaya çalıştı. Soydu. İnceltti. Kavramla yüz yüze getirdi. 2017’den bu yana Ankara, İzmir, İstanbul ve Bursa’da izleyiciyle buluşan üretimi; 2018’deki “Sessizce Haykırmak” sergisiyle kendi yankısını dış dünyaya açıkça duyurdu. “TEMA-S” projesiyle genişleyen bu yolculuk, eserlerinin Sezer–Ali Ak Baret Koleksiyonu’na dahil edilmesiyle kalıcı bir iz bıraktı. Onun resminde Goya’nın karanlığı, Rembrandt’ın yakınlığı, Caravaggio’nun sahne ışığı sezilir. Ama bunlar alıntı değildir. Kurt, geleneği bir miras gibi taşımaz; bir maden gibi kazar. Derine iner. Toz çıkar. Sonra kendi mitini, kendi eliyle kurar. Bu eserde bir kalabalık var; ama gözümüz, neredeyse gölgeye dönüşmüş tek bir figüre gidiyor. Atın yanında durmuş, sanki gitmekle kalmak arasındaki son saniyeyi uzatıyor. Kurt burada karanlığı korkutucu bir dekor gibi kullanmıyor. Onu, insanın içini dinleten bir boşluğa çeviriyor. Atın başını eğişinde de gecenin ağır ağır çöken sessizliğinde de aynı duygu var: Kabullenme ile tedirginlik arasında kalmış bir an. Her yol biraz ihtimal taşır. Her karanlık biraz ışık… Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 45×50 cm | Art-ı Müzayede | 01 Sep 2026, 20:30 | 11.000 ₺ |
| SAMİ KURT Pres tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 25 x 25 cm. | Yağlı Boya | 25×25 cm | Balaban Müzayede | 27 Aug 2026, 22:00 | 4.000 ₺ |
| SAMİ KURT Pres tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 25 x 25 cm. | Yağlı Boya | 25×25 cm | Balaban Müzayede | 27 Aug 2026, 22:00 | 6.000 ₺ |
| SAMİ KURT "Araf Dünya", 2024, Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 66,5 x 40,5 cm | Yağlı Boya | 66.5×40.5 cm | Balaban Müzayede | 27 Aug 2026, 22:00 | 6.000 ₺ |
| SAMİ KURT 40x40cm / TUVAL ÜZERİNE YAĞLI BOYA / /İMZALI | Yağlı Boya | 40×40 cm | Kaş Sanat | 24 Aug 2026, 20:00 | 12.000 ₺ |
| Sami Kurt Duralit Üzeri Yağlı Boya, 25x25 cm, İmzalı, Çerçeveli | Yağlı Boya | 25×25 cm | Ulusoy Art | 24 Aug 2026, 21:00 | 7.000 ₺ |
| SAMİ KURT "Üç Taraflı Diken”, 2023, Tuval üzerine yağlı boya, 183 x 250 cm. | Yağlı Boya | 183×250 cm | Balaban Müzayede | 20 Aug 2026, 21:00 | 250.000 ₺ |
| SAMİ KURT "Suyun Hükmü", 2026, İmzalı, 140 x 140 cm. | 140×140 cm | Balaban Müzayede | 20 Aug 2026, 21:00 | 80.000 ₺ | |
| Sami Kurt (1994) Tuval üzerine yağlı boya, 80x90 cm, imzalı Sami Kurt’un resimleri, yüksek sesle konuşmaz. Daha çok yaklaşmanı ister. Bir mitin küllerinde saklı son kıvılcımlardan, henüz sönmemiş bir ateşin kıyısından seslenir. 1994 Bursa doğumlu sanatçı için figür, biçimden önce bir haldir. İnsanın içinde dolaşan karanlıkla, ona inat yanıp sönen ortak bir ışık arasında kurulmuş kırılgan bir bağ. Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne, Kemal İskender Atölyesi’ne uzanan bu yolculukta Kurt’un derdi hiçbir zaman “güzel” bir figür olmadı. Figürü, düşünceyi örten bir kabuk olmaktan çıkarmaya çalıştı. Soydu. İnceltti. Kavramla yüz yüze getirdi. 2017’den bu yana Ankara, İzmir, İstanbul ve Bursa’da izleyiciyle buluşan üretimi; 2018’deki “Sessizce Haykırmak” sergisiyle kendi yankısını dış dünyaya açıkça duyurdu. “TEMA-S” projesiyle genişleyen bu yolculuk, eserlerinin Sezer–Ali Ak Baret Koleksiyonu’na dahil edilmesiyle kalıcı bir iz bıraktı. Onun resminde Goya’nın karanlığı, Rembrandt’ın yakınlığı, Caravaggio’nun sahne ışığı sezilir. Ama bunlar alıntı değildir. Kurt, geleneği bir miras gibi taşımaz; bir maden gibi kazar. Derine iner. Toz çıkar. Sonra kendi mitini, kendi eliyle kurar. Bu eserde sanki birazdan bir hüküm verilecek. Ama ortada ne hakim var ne suç belli. Kimin kurban, kimin tanık, kimin cellat olduğu da. Kalabalığın neredeyse tamamının kadınlardan oluşması, sahneye kadim bir topluluk ritüeli hissi veriyor. Hüküm bir otoriteden değil; bakışlardan, fısıltılardan, birbirine yaklaşan bedenlerden doğuyor sanki. Belki Sami Kurt’un kurduğu dünya tam burada kararıyor. Çünkü kalabalık yalnızca dayanışmayı büyütmez; korkuyu da büyütür. Bir fısıltı ötekine geçer. Bir bakış başka bir bakışı zehirler. Sonunda kimsenin tek başına başlatmadığı şey, herkesin ortak vicdanına bulaşır. Kurban henüz seçilmemiş olabilir. Ama tören çoktan başlamış. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 80×90 cm | Art-ı Müzayede | 12 Aug 2026, 20:30 | 35.000 ₺ |
| Sami Kurt (1994) “Karga”, Tuval üzerine yağlı boya, 50x50 cm, 2024 tarihli, İmzalı Sami Kurt’un resimleri, yüksek sesle konuşmaz. Daha çok yaklaşmanı ister. Bir mitin küllerinde saklı son kıvılcımlardan, henüz sönmemiş bir ateşin kıyısından seslenir. 1994 Bursa doğumlu sanatçı için figür, biçimden önce bir haldir. İnsanın içinde dolaşan karanlıkla, ona inat yanıp sönen ortak bir ışık arasında kurulmuş kırılgan bir bağ. Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne, Kemal İskender Atölyesi’ne uzanan bu yolculukta Kurt’un derdi hiçbir zaman “güzel” bir figür olmadı. Figürü, düşünceyi örten bir kabuk olmaktan çıkarmaya çalıştı. Soydu. İnceltti. Kavramla yüz yüze getirdi. 2017’den bu yana Ankara, İzmir, İstanbul ve Bursa’da izleyiciyle buluşan üretimi; 2018’deki “Sessizce Haykırmak” sergisiyle kendi yankısını dış dünyaya açıkça duyurdu. “TEMA-S” projesiyle genişleyen bu yolculuk, eserlerinin Sezer–Ali Ak Baret Koleksiyonu’na dahil edilmesiyle kalıcı bir iz bıraktı. Onun resminde Goya’nın karanlığı, Rembrandt’ın yakınlığı, Caravaggio’nun sahne ışığı sezilir. Ama bunlar alıntı değildir. Kurt, geleneği bir miras gibi taşımaz; bir maden gibi kazar. Derine iner. Toz çıkar. Sonra kendi mitini, kendi eliyle kurar. Bu eserde sanki birazdan bir hüküm verilecek. Ama ortada ne hakim var ne suç belli. Kimin kurban, kimin tanık, kimin cellat olduğu da. Müzayedemizin üç ayrı lotunda Sami Kurt, bu kez insanı sahneden çekiyor. Geriye kargalar kalıyor. Ve önce şunu söylemek gerek: Güzel kargalar bunlar. Parlak siyahları yer yer maviye dönüyor; bakır, tunç ve yanık toprak tonları üzerinde neredeyse mücevher gibi beliriyorlar. Sanatçı, kuşu yalnızca anlatının taşıyıcısı olarak değil, başlı başına güçlü bir plastik forma dönüştürüyor. Resim düşünmeden önce göze dokunuyor. Sonra başka bir şey başlıyor. Sanatçı kargayı bir ruh haline dönüştürüyor. Aynı duygunun üç ayrı tavrı gibi. Zemin her seferinde benzer: bakır, tunç, yanık toprak… Ama yalnızca güzel bir fon olmakla kalmıyor. Zaman durmuş, ışık donmuş, kargalar o donmuş anın içinde kalmış gibi. Karga burada gören, bekleyen, susan bir tanığa da dönüşebilir. Mitlerin ona yakıştırdığı bilgelik buradan geliyor sanki: Dünyaya yalnız bugünün içinden bakmıyor. Çünkü zaman geçer. Tanıklar kalır. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 50×50 cm | Art-ı Müzayede | 12 Aug 2026, 20:30 | 12.000 ₺ |
| Sami Kurt (1994) “Karga”, Tuval üzerine yağlı boya, 50x50 cm, 2024 tarihli, İmzalı Sami Kurt’un resimleri, yüksek sesle konuşmaz. Daha çok yaklaşmanı ister. Bir mitin küllerinde saklı son kıvılcımlardan, henüz sönmemiş bir ateşin kıyısından seslenir. 1994 Bursa doğumlu sanatçı için figür, biçimden önce bir haldir. İnsanın içinde dolaşan karanlıkla, ona inat yanıp sönen ortak bir ışık arasında kurulmuş kırılgan bir bağ. Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne, Kemal İskender Atölyesi’ne uzanan bu yolculukta Kurt’un derdi hiçbir zaman “güzel” bir figür olmadı. Figürü, düşünceyi örten bir kabuk olmaktan çıkarmaya çalıştı. Soydu. İnceltti. Kavramla yüz yüze getirdi. 2017’den bu yana Ankara, İzmir, İstanbul ve Bursa’da izleyiciyle buluşan üretimi; 2018’deki “Sessizce Haykırmak” sergisiyle kendi yankısını dış dünyaya açıkça duyurdu. “TEMA-S” projesiyle genişleyen bu yolculuk, eserlerinin Sezer–Ali Ak Baret Koleksiyonu’na dahil edilmesiyle kalıcı bir iz bıraktı. Onun resminde Goya’nın karanlığı, Rembrandt’ın yakınlığı, Caravaggio’nun sahne ışığı sezilir. Ama bunlar alıntı değildir. Kurt, geleneği bir miras gibi taşımaz; bir maden gibi kazar. Derine iner. Toz çıkar. Sonra kendi mitini, kendi eliyle kurar. Bu eserde sanki birazdan bir hüküm verilecek. Ama ortada ne hakim var ne suç belli. Kimin kurban, kimin tanık, kimin cellat olduğu da. Müzayedemizin üç ayrı lotunda Sami Kurt, bu kez insanı sahneden çekiyor. Geriye kargalar kalıyor. Ve önce şunu söylemek gerek: Güzel kargalar bunlar. Parlak siyahları yer yer maviye dönüyor; bakır, tunç ve yanık toprak tonları üzerinde neredeyse mücevher gibi beliriyorlar. Sanatçı, kuşu yalnızca anlatının taşıyıcısı olarak değil, başlı başına güçlü bir plastik forma dönüştürüyor. Resim düşünmeden önce göze dokunuyor. Sonra başka bir şey başlıyor. Sanatçı kargayı bir ruh haline dönüştürüyor. Aynı duygunun üç ayrı tavrı gibi. Zemin her seferinde benzer: bakır, tunç, yanık toprak… Ama yalnızca güzel bir fon olmakla kalmıyor. Zaman durmuş, ışık donmuş, kargalar o donmuş anın içinde kalmış gibi. Karga burada gören, bekleyen, susan bir tanığa da dönüşebilir. Mitlerin ona yakıştırdığı bilgelik buradan geliyor sanki: Dünyaya yalnız bugünün içinden bakmıyor. Çünkü zaman geçer. Tanıklar kalır. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 50×50 cm | Art-ı Müzayede | 12 Aug 2026, 20:30 | 10.000 ₺ |
| Sami Kurt (1994) “Karga”, Tuval üzerine yağlı boya, 50x50 cm, 2024 tarihli, İmzalı Sami Kurt’un resimleri, yüksek sesle konuşmaz. Daha çok yaklaşmanı ister. Bir mitin küllerinde saklı son kıvılcımlardan, henüz sönmemiş bir ateşin kıyısından seslenir. 1994 Bursa doğumlu sanatçı için figür, biçimden önce bir haldir. İnsanın içinde dolaşan karanlıkla, ona inat yanıp sönen ortak bir ışık arasında kurulmuş kırılgan bir bağ. Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi’nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne, Kemal İskender Atölyesi’ne uzanan bu yolculukta Kurt’un derdi hiçbir zaman “güzel” bir figür olmadı. Figürü, düşünceyi örten bir kabuk olmaktan çıkarmaya çalıştı. Soydu. İnceltti. Kavramla yüz yüze getirdi. 2017’den bu yana Ankara, İzmir, İstanbul ve Bursa’da izleyiciyle buluşan üretimi; 2018’deki “Sessizce Haykırmak” sergisiyle kendi yankısını dış dünyaya açıkça duyurdu. “TEMA-S” projesiyle genişleyen bu yolculuk, eserlerinin Sezer–Ali Ak Baret Koleksiyonu’na dahil edilmesiyle kalıcı bir iz bıraktı. Onun resminde Goya’nın karanlığı, Rembrandt’ın yakınlığı, Caravaggio’nun sahne ışığı sezilir. Ama bunlar alıntı değildir. Kurt, geleneği bir miras gibi taşımaz; bir maden gibi kazar. Derine iner. Toz çıkar. Sonra kendi mitini, kendi eliyle kurar. Bu eserde sanki birazdan bir hüküm verilecek. Ama ortada ne hakim var ne suç belli. Kimin kurban, kimin tanık, kimin cellat olduğu da. Müzayedemizin üç ayrı lotunda Sami Kurt, bu kez insanı sahneden çekiyor. Geriye kargalar kalıyor. Ve önce şunu söylemek gerek: Güzel kargalar bunlar. Parlak siyahları yer yer maviye dönüyor; bakır, tunç ve yanık toprak tonları üzerinde neredeyse mücevher gibi beliriyorlar. Sanatçı, kuşu yalnızca anlatının taşıyıcısı olarak değil, başlı başına güçlü bir plastik forma dönüştürüyor. Resim düşünmeden önce göze dokunuyor. Sonra başka bir şey başlıyor. Sanatçı kargayı bir ruh haline dönüştürüyor. Aynı duygunun üç ayrı tavrı gibi. Zemin her seferinde benzer: bakır, tunç, yanık toprak… Ama yalnızca güzel bir fon olmakla kalmıyor. Zaman durmuş, ışık donmuş, kargalar o donmuş anın içinde kalmış gibi. Karga burada gören, bekleyen, susan bir tanığa da dönüşebilir. Mitlerin ona yakıştırdığı bilgelik buradan geliyor sanki: Dünyaya yalnız bugünün içinden bakmıyor. Çünkü zaman geçer. Tanıklar kalır. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 50×50 cm | Art-ı Müzayede | 12 Aug 2026, 20:30 | 10.000 ₺ |
| SAMİ KURT 120X180 CM TUVAL ÜZERİ YAĞLI BOYA ÇERÇEVELİ İMZALI | Yağlı Boya | 120×180 cm | Art Vizyon Gallery | 08 Aug 2026, 20:30 | 60.000 ₺ |
| SAMİ KURT 50X50 CM TUVAL ÜZERİ YAĞLI BOYA İMZALI | Yağlı Boya | 50×50 cm | Art Vizyon Gallery | 08 Aug 2026, 20:30 | 11.000 ₺ |
| SAMİ KURT 50X50 CM TUVAL ÜZERİ YAĞLI BOYA İMZALI | Yağlı Boya | 50×50 cm | Art Vizyon Gallery | 08 Aug 2026, 20:30 | 11.000 ₺ |
| SAMİ KURT 19X27 CM KAĞIT ÜZERİ KARIŞIK TEKNİK ÇERÇEVELİ İMZALI | Karışık Teknik | 19×27 cm | Art Vizyon Gallery | 08 Aug 2026, 20:30 | 11.000 ₺ |
Sami Kurt tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 29.815 ₺, tüm zamanlar ortalaması 29.094 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 81 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 1.000 ₺ ile 250.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Sami Kurt satışı 250.000 ₺ — Yağlı Boya, 183×250 cm (Balaban Müzayede, Ağustos 2026).
Müzayede kayıtlarında Sami Kurt imzalı eserler Yağlı Boya, Yağlıboya, Karışık Teknik teknikleriyle yer alıyor.
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini