Murat Turan tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 47 müzayede sonucu, ortalama 33.070 ₺, fiyat aralığı 4.000–120.000 ₺. Teknikler: Yağlı Boya.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Son Pey |
|---|---|---|---|---|---|
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 105x130 cm Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgârı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir Karşımızda duran bu tuvalde de hikâye ruhumuza usulca dokunur. Puslu, tekinsiz dağların koynunda, küçük bir kamp ateşinin korunda ısınan o bakışı donuk, heybetli geyik; insanın vahşi geçmişiyle yüzleştiği hazırlıksız anın ta kendisi gibidir. Ne tamamen yabanıldır artık ne de evcilleşmiş. Arada kalmıştır. Tıpkı insan gibi. Boynuzlar göğe açılan eski bir harita gibi yükselir. Dağlar susar. Zaman donar. Hayvan bekler. Sanki insan çoktan gitmiş, geriye yalnızca onun içindeki sıcaklık ihtiyacı kalmıştır. Ateş küçük. Yalnızlık büyük. Ama içimizde bir yer üşümeyi reddediyor. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 105×130 cm | Art-ı Müzayede | 22 Sep 2026, 20:30 | 110.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, 2024, İmzalı, Çerçeveli, 70 x 60 cm | Yağlı Boya | 70×60 cm | Guga Müzayede | 17 Sep 2026, 21:00 | 37.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 30 x 30 cm. | Yağlı Boya | 30×30 cm | Guga Müzayede | 08 Sep 2026, 21:00 | 16.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 120x100 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgârı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 120×100 cm | Art-ı Müzayede | 01 Sep 2026, 20:30 | 75.000 ₺ |
| MURAT TURAN Pres tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 15 x 15 cm | Yağlı Boya | 15×15 cm | Balaban Müzayede | 27 Aug 2026, 22:00 | 4.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, 2022, İmzalı, 45 x 35 cm. | Yağlı Boya | 45×35 cm | Balaban Müzayede | 20 Aug 2026, 21:00 | 25.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 30 x 30 cm. | Yağlı Boya | 30×30 cm | Balaban Müzayede | 20 Aug 2026, 21:00 | 11.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 30 x 30 cm. | Yağlı Boya | 30×30 cm | Balaban Müzayede | 20 Aug 2026, 21:00 | 12.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 60x60 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hali anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı halidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekana mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgarı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekanla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış haline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir. Bu resimde kimse yürümüyor. Ama her şey yolculuk halinde. Arkası bize dönük kadın, elindeki bastonla uzaktaki vadiye bakıyor. Gitmeye mi hazırlanıyor, geri mi dönmüş, yoksa yalnızca hatırlıyor mu, bilmiyoruz. Kadının yüzünü görmüyoruz. Belki de bu yüzden onun yerine kendi yüzümüzü koyabiliyoruz. Önünde kıvrılarak uzaklaşan nehir ise bir coğrafyadan çok zamana benziyor. Geri dönmeyen, beklemeyen, pusun içinde ağır ağır kaybolan bir zamana… Bazı yollar yürünmez. Yalnızca uzun uzun seyredilir. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 60×60 cm | Art-ı Müzayede | 12 Aug 2026, 20:30 | 32.500 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 60x60 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hali anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı halidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekana mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgarı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekanla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış haline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir. Bu eserde yol uzuyor. Ama karar hala yerinden kıpırdamıyor. Genç kadın sanki yürürken bir anda durmuş. Ayakları hala toprağın üzerinde; düşünceleri çoktan başka bir zamana sapmış. Saçları yüzünü örttüğü için kim olduğunu değil, içinde ne olup bittiğini merak ediyoruz. Önündeki yol açık. Onu durduran, ufuk değil; hafızası. Bazı yollar taşlı değildir; hatıralıdır. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 60×60 cm | Art-ı Müzayede | 12 Aug 2026, 20:30 | 32.500 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 70x60 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hali anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı halidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekana mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgarı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekanla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış haline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir. Bu eserde Turan, yalnızlığı bir duruş değil, bir hareket haline getiriyor. Kadının yürüyüşünde acele yok. Zafer de yok. Daha çok, bazı cevapları bulamadan da yoluna devam edebilen insanın sessizliği var. Kuru otlar eteğine değiyor. Geçmiş, son kez dokunur gibi. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 70×60 cm | Art-ı Müzayede | 12 Aug 2026, 20:30 | 32.500 ₺ |
| Murat TURAN "Figürlü kompozisyon" Pres tuval üzeri yağlı boya , 15*15 cm | Yağlı Boya | 15×15 cm | Nefs Müzayede | 09 Aug 2026, 16:00 | 6.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 50 x 40 cm. | Yağlı Boya | 50×40 cm | Balaban Müzayede | 05 Aug 2026, 21:30 | 31.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 50 x 40 cm. | Yağlı Boya | 50×40 cm | Balaban Müzayede | 05 Aug 2026, 21:30 | 31.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 40 x 30 cm | Yağlı Boya | 40×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jul 2026, 21:00 | 21.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Sertifikalı, 40 x 30 cm. | Yağlı Boya | 40×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jul 2026, 21:00 | 21.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 35 x 35 cm. | Yağlı Boya | 35×35 cm | Balaban Müzayede | 07 Jul 2026, 21:00 | 22.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 30 x 30 cm. | Yağlı Boya | 30×30 cm | Balaban Müzayede | 07 Jul 2026, 21:00 | 16.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 30 x 30 cm | Yağlı Boya | 30×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jun 2026, 21:00 | 17.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 30 x 30 cm | Yağlı Boya | 30×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jun 2026, 21:00 | 17.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 25x25 cm, İmzalı, Çerçeveli Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgârı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir. Bu eser, yaşam ile ölümün, insan ile doğanın eski hafızasının ıssız bir arazide buluştuğu sessiz bir ayini andırır. Pürüzsüz ten ile kemiğin sertliği, canlı olanla çoktan susmuş olanı aynı kurak zeminde yan yana getirir. Doğa burada canlı bir sığınak değil; rengi çekilmiş bir eşiktir. Turan, insanın söyleyemediği o eski duyguyu bu kez boynuzların gölgesine saklar: Yas değil yalnızca. Bir kabulleniş. Belki de unuttuğumuz köklerle son kez konuşma arzusu. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 25×25 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 7.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 105x130 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgârı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir. Karşımızda duran bu tuvalde de hikâye ruhumuza usulca dokunur. Puslu, tekinsiz dağların koynunda, küçük bir kamp ateşinin korunda ısınan o bakışı donuk, heybetli geyik; insanın vahşi geçmişiyle yüzleştiği hazırlıksız anın ta kendisi gibidir. Ne tamamen yabanıldır artık, ne de evcilleşmiş. Arada kalmıştır. Tıpkı insan gibi. Boynuzlar göğe açılan eski bir harita gibi yükselir. Dağlar susar. Zaman donar. Hayvan bekler. Sanki insan çoktan gitmiş, geriye yalnızca onun içindeki sıcaklık ihtiyacı kalmıştır. Ateş küçük. Yalnızlık büyük. Ama içimizde bir yer üşümeyi reddediyor. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 105×130 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 75.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 60 x 60 cm. | Yağlı Boya | 60×60 cm | Balaban Müzayede | 19 Jun 2026, 21:00 | 39.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 30 x 30 cm. | Yağlı Boya | 30×30 cm | Balaban Müzayede | 19 Jun 2026, 21:00 | 12.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 70x60 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim,Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değil, insanın sessiz akrabasıdır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Çünkü onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı değildir. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Figürler çoğu zaman tek başınadır. Ama bu yalnızlık melodram değildir. Daha çok, insanın kendi içine doğru yürürken biraz hazırlıksız yakalandığı o çıplak andır. Turan’ın figürleri tam oradadır. Müzayedemizde yer alan eserlerinde de aynı iç gerilim belirgindir. Bir figür kuru otların içinde yürür; bir başkası uzak bir vadiye bakar, biri sanki bedeninden taşan görünmez bir yükü düzeltmeye çalışır. Turan’da beden, manzaranın önünde durmaz; manzaranın kaderine karışır. Yol bazen yol değildir. Bir kararın eşiği, bir iç sürgünün sessiz haritası, bazen de insanın kendine attığı küçük ama cesur bir mesajdır: “Devam et.” Turan’ın resminde ışık da kolay bir umut değildir; öyle parlak, sloganlı, vitrinde duran bir umut değil. Daha mütevazı. Daha sahici. Bazen gün ağarır ama insan hemen aydınlanmaz. Bazen gökyüzü açılır ama içerideki karanlık biraz nazlanır. Yine de bir şey değişir. Küçük bir açıklık belirir. İşte bu yüzden onun figürleri bize bakmaz; biz onların baktığı boşluğa bakarız. Ve o boşlukta şunu fark ederiz: Bazen insan bir sığınak aramaz. Kendi içinde yeniden kurulacak bir yer arar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 70×60 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 25.000 ₺ |
Murat Turan tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 33.070 ₺, tüm zamanlar ortalaması 32.112 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 47 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 4.000 ₺ ile 120.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Murat Turan satışı 120.000 ₺ — Yağlı Boya, 180×150 cm (Art-ı Müzayede, Mayıs 2026).
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini