Murat Turan tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 33 müzayede sonucu, ortalama 33.450 ₺, fiyat aralığı 4.250–120.000 ₺. Teknikler: Yağlı Boya.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Fiyat |
|---|---|---|---|---|---|
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 40 x 30 cm | Yağlı Boya | 40×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jul 2026, 21:00 | 21.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Sertifikalı, 40 x 30 cm. | Yağlı Boya | 40×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jul 2026, 21:00 | 21.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 35 x 35 cm. | Yağlı Boya | 35×35 cm | Balaban Müzayede | 07 Jul 2026, 21:00 | 22.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 30 x 30 cm. | Yağlı Boya | 30×30 cm | Balaban Müzayede | 07 Jul 2026, 21:00 | 16.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 30 x 30 cm | Yağlı Boya | 30×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jun 2026, 21:00 | 17.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 30 x 30 cm | Yağlı Boya | 30×30 cm | Guga Müzayede | 29 Jun 2026, 21:00 | 17.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 25x25 cm, İmzalı, Çerçeveli Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgârı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir. Bu eser, yaşam ile ölümün, insan ile doğanın eski hafızasının ıssız bir arazide buluştuğu sessiz bir ayini andırır. Pürüzsüz ten ile kemiğin sertliği, canlı olanla çoktan susmuş olanı aynı kurak zeminde yan yana getirir. Doğa burada canlı bir sığınak değil; rengi çekilmiş bir eşiktir. Turan, insanın söyleyemediği o eski duyguyu bu kez boynuzların gölgesine saklar: Yas değil yalnızca. Bir kabulleniş. Belki de unuttuğumuz köklerle son kez konuşma arzusu. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 25×25 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 7.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 105x130 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değildir. İnsanın sessiz akrabasıdır. Bazen sadakati sırtlanmış bir köpek, bazen rüzgârı bölen bir at, bazen de yabanın kalbinden kopup gelen bir geyik… Hepsi, modern çağın gürültüsünde insanın söyleyemediği, yuttuğu o ilkel çığlığı taşır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Son dönem çalışmalarında aidiyet duygusunun altını kazıyarak insan ve kent arasındaki sert sürtünmeyi sorgulaması da bu içsel coğrafyanın doğal bir genişlemesidir. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı olarak durmaz. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Sessizdir doğa. Ama asla boş değildir. Karşımızda duran bu tuvalde de hikâye ruhumuza usulca dokunur. Puslu, tekinsiz dağların koynunda, küçük bir kamp ateşinin korunda ısınan o bakışı donuk, heybetli geyik; insanın vahşi geçmişiyle yüzleştiği hazırlıksız anın ta kendisi gibidir. Ne tamamen yabanıldır artık, ne de evcilleşmiş. Arada kalmıştır. Tıpkı insan gibi. Boynuzlar göğe açılan eski bir harita gibi yükselir. Dağlar susar. Zaman donar. Hayvan bekler. Sanki insan çoktan gitmiş, geriye yalnızca onun içindeki sıcaklık ihtiyacı kalmıştır. Ateş küçük. Yalnızlık büyük. Ama içimizde bir yer üşümeyi reddediyor. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 105×130 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 75.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 60 x 60 cm. | Yağlı Boya | 60×60 cm | Balaban Müzayede | 19 Jun 2026, 21:00 | 39.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 30 x 30 cm. | Yağlı Boya | 30×30 cm | Balaban Müzayede | 19 Jun 2026, 21:00 | 12.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 70x60 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim,Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değil, insanın sessiz akrabasıdır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Çünkü onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı değildir. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Figürler çoğu zaman tek başınadır. Ama bu yalnızlık melodram değildir. Daha çok, insanın kendi içine doğru yürürken biraz hazırlıksız yakalandığı o çıplak andır. Turan’ın figürleri tam oradadır. Müzayedemizde yer alan eserlerinde de aynı iç gerilim belirgindir. Bir figür kuru otların içinde yürür; bir başkası uzak bir vadiye bakar, biri sanki bedeninden taşan görünmez bir yükü düzeltmeye çalışır. Turan’da beden, manzaranın önünde durmaz; manzaranın kaderine karışır. Yol bazen yol değildir. Bir kararın eşiği, bir iç sürgünün sessiz haritası, bazen de insanın kendine attığı küçük ama cesur bir mesajdır: “Devam et.” Turan’ın resminde ışık da kolay bir umut değildir; öyle parlak, sloganlı, vitrinde duran bir umut değil. Daha mütevazı. Daha sahici. Bazen gün ağarır ama insan hemen aydınlanmaz. Bazen gökyüzü açılır ama içerideki karanlık biraz nazlanır. Yine de bir şey değişir. Küçük bir açıklık belirir. İşte bu yüzden onun figürleri bize bakmaz; biz onların baktığı boşluğa bakarız. Ve o boşlukta şunu fark ederiz: Bazen insan bir sığınak aramaz. Kendi içinde yeniden kurulacak bir yer arar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 70×60 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 25.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 60x60 cm, İmzalı, Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim,Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değil, insanın sessiz akrabasıdır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Çünkü onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı değildir. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Figürler çoğu zaman tek başınadır. Ama bu yalnızlık melodram değildir. Daha çok, insanın kendi içine doğru yürürken biraz hazırlıksız yakalandığı o çıplak andır. Turan’ın figürleri tam oradadır. Müzayedemizde yer alan eserlerinde de aynı iç gerilim belirgindir. Bir figür kuru otların içinde yürür; bir başkası uzak bir vadiye bakar, biri sanki bedeninden taşan görünmez bir yükü düzeltmeye çalışır. Turan’da beden, manzaranın önünde durmaz; manzaranın kaderine karışır. Yol bazen yol değildir. Bir kararın eşiği, bir iç sürgünün sessiz haritası, bazen de insanın kendine attığı küçük ama cesur bir mesajdır: “Devam et.” Turan’ın resminde ışık da kolay bir umut değildir; öyle parlak, sloganlı, vitrinde duran bir umut değil. Daha mütevazı. Daha sahici. Bazen gün ağarır ama insan hemen aydınlanmaz. Bazen gökyüzü açılır ama içerideki karanlık biraz nazlanır. Yine de bir şey değişir. Küçük bir açıklık belirir. İşte bu yüzden onun figürleri bize bakmaz; biz onların baktığı boşluğa bakarız. Ve o boşlukta şunu fark ederiz: Bazen insan bir sığınak aramaz. Kendi içinde yeniden kurulacak bir yer arar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 60×60 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 22.500 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 60x60 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim,Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değil, insanın sessiz akrabasıdır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Çünkü onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı değildir. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Figürler çoğu zaman tek başınadır. Ama bu yalnızlık melodram değildir. Daha çok, insanın kendi içine doğru yürürken biraz hazırlıksız yakalandığı o çıplak andır. Turan’ın figürleri tam oradadır. Müzayedemizde yer alan eserlerinde de aynı iç gerilim belirgindir. Bir figür kuru otların içinde yürür; bir başkası uzak bir vadiye bakar, biri sanki bedeninden taşan görünmez bir yükü düzeltmeye çalışır. Turan’da beden, manzaranın önünde durmaz; manzaranın kaderine karışır. Yol bazen yol değildir. Bir kararın eşiği, bir iç sürgünün sessiz haritası, bazen de insanın kendine attığı küçük ama cesur bir mesajdır: “Devam et.” Turan’ın resminde ışık da kolay bir umut değildir; öyle parlak, sloganlı, vitrinde duran bir umut değil. Daha mütevazı. Daha sahici. Bazen gün ağarır ama insan hemen aydınlanmaz. Bazen gökyüzü açılır ama içerideki karanlık biraz nazlanır. Yine de bir şey değişir. Küçük bir açıklık belirir. İşte bu yüzden onun figürleri bize bakmaz; biz onların baktığı boşluğa bakarız. Ve o boşlukta şunu fark ederiz: Bazen insan bir sığınak aramaz. Kendi içinde yeniden kurulacak bir yer arar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 60×60 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 19.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 60x70 cm, İmzalı Murat Turan’ın resmi, insanın bir yere varmasından çok, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı o tuhaf hâli anlatır. Yürüyen figürler, bekleyen bedenler, uzak tepelere bakan yalnız sırtlar… Sanki hepsi aynı sorunun farklı hâlidir: İnsan nereye döner? Eve mi, çocukluğa mı, yoksa bir zamanlar “ben buradayım” dediği ama artık adresini unuttuğu bir iç mekâna mı? 1988’de İstanbul’da doğan Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim,Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı teziyle tamamladı. Bu bilgi önemli; çünkü hayvan figürü onun resminde çoğu zaman yalnızca bir eşlikçi değil, insanın sessiz akrabasıdır. Ama Turan’ı yalnızca hayvan figürleriyle anlatmak eksik olur. Çünkü onun asıl meselesi daha geniştir: insanın mekânla, kentle, kırla, boşlukla ve kendi yalnızlığıyla kurduğu kırılgan ama inatçı ilişki. Sanatçının resimlerinde doğa pastoral bir huzur alanı değildir. Kır, orman, yol, tepe, kuru otlar, puslu ufuklar… Bunlar manzara olmaktan çıkar; insanın içindeki yorgun haritanın dışarı taşmış hâline dönüşür. Figürler çoğu zaman tek başınadır. Ama bu yalnızlık melodram değildir. Daha çok, insanın kendi içine doğru yürürken biraz hazırlıksız yakalandığı o çıplak andır. Turan’ın figürleri tam oradadır. Müzayedemizde yer alan eserlerinde de aynı iç gerilim belirgindir. Bir figür kuru otların içinde yürür; bir başkası uzak bir vadiye bakar, biri sanki bedeninden taşan görünmez bir yükü düzeltmeye çalışır. Turan’da beden, manzaranın önünde durmaz; manzaranın kaderine karışır. Yol bazen yol değildir. Bir kararın eşiği, bir iç sürgünün sessiz haritası, bazen de insanın kendine attığı küçük ama cesur bir mesajdır: “Devam et.” Turan’ın resminde ışık da kolay bir umut değildir; öyle parlak, sloganlı, vitrinde duran bir umut değil. Daha mütevazı. Daha sahici. Bazen gün ağarır ama insan hemen aydınlanmaz. Bazen gökyüzü açılır ama içerideki karanlık biraz nazlanır. Yine de bir şey değişir. Küçük bir açıklık belirir. İşte bu yüzden onun figürleri bize bakmaz; biz onların baktığı boşluğa bakarız. Ve o boşlukta şunu fark ederiz: Bazen insan bir sığınak aramaz. Kendi içinde yeniden kurulacak bir yer arar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 60×70 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 22.500 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 40 x 30 cm | Yağlı Boya | 40×30 cm | Guga Müzayede | 13 May 2026, 21:00 | 21.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) "Adamak", Tuval üzerine yağlı boya, 180x150 cm 1988’de İstanbul’da doğan Murat Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı tezle tamamladı; bu yüzden hayvan figürü onun resminde yalnızca bir eşlikçi değil, düşüncenin de taşıyıcısı haline geldi. Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda sergide yer alan sanatçının son dönem işlerinde aidiyet duygusu ile insan-kent ilişkisi daha görünür bir eksene dönüşüyor. Hayvanları birer dekor gibi değil; insan ruhunun sokaklarda, kırlarda dolaşan o kadim akrabaları gibi yerleştirir tuvale. Kent, onun gözünde sadece beton bir yığın değil; insanın içine usulca taşınmış, bazen güneşli, bazen fırtınalı bir iklimdir. Onun derdi eve dönmekten çok, nerenin içimizde ev olarak kaldığını fark ettirmektir. Müzayedemizde yer alan bu eserde Murat Turan, bizi zamansız bir pastoral dramın tam orta yerine, o tekinsiz ışığın altına bırakıyor. Resim yalnızca bir aile tablosu değil; insanın tabiatla, yoksunlukla ve kaderle yaptığı sessiz bir pazarlık gibi. Burada aile, yalnızca kan bağı değil; birbirinin çöküşünü omzunda taşıma biçimi. Kuzu ise artık yalnızca masumiyetin simgesi değil, adanmış olanın ta kendisi. Boynundaki kırmızı kurdele bir süs değil; usulca bağlanmış bir alın yazısı gibi. Bu, huzurun resmi değil. Dinginliğin içine saklanmış bir feda bilgisi. İnsan burada kentten kaçmış olabilir; ama hayatın acı gerçeği hala yerinde duruyor: Bazen kurban edilen, en masum olandır. | Yağlı Boya | 180×150 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 120.000 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 70x 60 cm, 2024 1988’de İstanbul’da doğan Murat Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı tezle tamamladı; bu yüzden hayvan figürü onun resminde yalnızca bir eşlikçi değil, düşüncenin de taşıyıcısı haline geldi. Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda sergide yer alan sanatçının son dönem işlerinde aidiyet duygusu ile insan-kent ilişkisi daha görünür bir eksene dönüşüyor. Hayvanları birer dekor gibi değil; insan ruhunun sokaklarda, kırlarda dolaşan o kadim akrabaları gibi yerleştirir tuvale. Kent, onun gözünde sadece beton bir yığın değil; insanın içine usulca taşınmış, bazen güneşli, bazen fırtınalı bir iklimdir. Onun derdi eve dönmekten çok, nerenin içimizde ev olarak kaldığını fark ettirmektir. Müzayedemizde yer alan bu eserde, insanın en sessiz yıkımıyla en sadık tanığı aynı kadraja sığmış. Ortada oturan figür, aidiyetle yabancılaşmanın o bıçak sırtı yerinde. Konuşmuyor; ama bütün resim onun yerine iç çekiyor sanki. Baş önde, eller birbirine kilitli, ayaklar çıplak. Yani insan, hayattan bir adım değil, birkaç mevsim geri çekilmiş gibi. Yanındaki köpekse burada yalnızca bir hayvan değil; insanın dağıldığı yerde nöbete kalan son samimiyet kalesi. Arka planda, sislerin arasından yükselen modern kentin silüeti ve ellerinde tırpanlarla geçen hayaletimsi figürler, zamanın o acımasız hasadını simgeliyor. Kurumuş ağaç da bu sessizliğe boşuna dikilmemiş. Dalları göğe uzanmıyor artık; sanki gökten umudu kesmiş bir el gibi havada kalmış. Bu tablo bir çaresizlik resmi değil. Daha ağır, daha gerçek bir şey. Kırılmış bir düşün, eksilmiş bir hayatın ve buna rağmen hala sönmemiş bir varlığın resmi. Çünkü bazen insanı ayakta tutan büyük umutlar değildir; yanındakinin, “henüz bitmedin” diyen bakışıdır. | Yağlı Boya | 70×60 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 42.500 ₺ |
| Murat Turan (1988) Tuval üzerine yağlı boya, 25x25 cm 1988’de İstanbul’da doğan Murat Turan, 2013’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Çağdaş Türk Resminde Evcil Hayvan Figürleri” başlıklı tezle tamamladı; bu yüzden hayvan figürü onun resminde yalnızca bir eşlikçi değil, düşüncenin de taşıyıcısı haline geldi. Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda sergide yer alan sanatçının son dönem işlerinde aidiyet duygusu ile insan-kent ilişkisi daha görünür bir eksene dönüşüyor. Hayvanları birer dekor gibi değil; insan ruhunun sokaklarda, kırlarda dolaşan o kadim akrabaları gibi yerleştirir tuvale. Kent, onun gözünde sadece beton bir yığın değil; insanın içine usulca taşınmış, bazen güneşli, bazen fırtınalı bir iklimdir. Onun derdi eve dönmekten çok, nerenin içimizde ev olarak kaldığını fark ettirmektir. Bu eserde karşımızdaki kadın figürü, dışarıya bakmıyor; sanki kendi içinde henüz haritası çizilmemiş bir kıtaya gömülüyor. Bu, basit bir dalgınlık değil. Daha sert bir şey. Daha derin. Yüzüne düşen ışıkla gölge, sanki ruhunun üzerinden ağır ağır geçen hava değişimleri. İç iklim diyelim buna. Tenindeki o kızıllık ise canlılığın masum işareti değil; içerde uzun zamandır bastırılan bir duygunun deri altına vurmuş hali. Boynundaki ince kolye, bu suskun yüzeydeki en tehlikeli ayrıntı belki de. Zarif, evet; ama aynı zamanda bir bağ. Hatta bir iz. İnsanı dünyaya bağlayan son iplik gibi. Çünkü bazı portrelerde yüz konuşmaz; zincir konuşur, gölge konuşur, tene sinmiş yorgunluk konuşur. İnsan bazen en güçlü cümlesini, duruşuyla kurar. | Yağlı Boya | 25×25 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 7.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 80 x 70 cm. | Yağlı Boya | 80×70 cm | Balaban Müzayede | 27 Apr 2026, 21:00 | 62.500 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, 2018, İmzalı, Çerçeveli, 70 x 40 cm. | Yağlı Boya | 70×40 cm | Guga Müzayede | 22 Apr 2026, 21:00 | 30.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 105 x 130 cm. | Yağlı Boya | 105×130 cm | Guga Müzayede | 22 Apr 2026, 21:00 | 87.500 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 60 x 60 cm. | Yağlı Boya | 60×60 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 32.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 60 x 70 cm. | Yağlı Boya | 60×70 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 35.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 60 x 60 cm. | Yağlı Boya | 60×60 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 32.000 ₺ |
| MURAT TURAN Tuval üzerine yağlı boya,İmzalı, 70 x 60 cm. | Yağlı Boya | 70×60 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 35.000 ₺ |
Murat Turan tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 33.450 ₺, tüm zamanlar ortalaması 31.932 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 33 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 4.250 ₺ ile 120.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Murat Turan satışı 120.000 ₺ — Yağlı Boya, 180×150 cm (Art-ı Müzayede, Mayıs 2026).
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini