Mehmet Engül tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 84 müzayede sonucu, ortalama 4.551 ₺, fiyat aralığı 700–15.000 ₺. Teknikler: Yağlı Boya, Akrilik Boya.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Fiyat |
|---|---|---|---|---|---|
| Mehmet Engül (1960) Tuval üzerine yağlı boya, 100x70 cm, İmzalı, Çerçevesiz Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder Bu eserde İstanbul, gündelik telaşların ve gürültünün uzağında, adeta bir huzur ve vefa uykusunda resmedilmiştir. Birbirini boğmayan masalsı ve duru bir ışık paletiyle şehri bir dekor olmaktan çıkarıp yaşayan, nefes alan bir dosta dönüştürür. Sanki deniz birazdan bir türküye karışacak, gökyüzü usulca çocukluğumuza değecektir. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 100×70 cm | Art-ı Müzayede | 23 Jul 2026, 20:00 | 11.000 ₺ |
| Mehmet Engül (1960) Tuval üzerine yağlı boya, 50x70 cm, İmzalı, Çerçevesiz Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder Bu eserde İstanbul, gündelik gerçekliğinden sıyrılıp neredeyse düşsel bir güzelliğe kavuşuyor. Engül, kenti yalnızca görülen bir manzara olarak değil; hafızada büyüyen, insana ait bir duygu olarak ele alıyor. Sanki şehir, bütün güzel hâllerini bir araya getirmiş de bir anlığına bize dönmüş. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 50×70 cm | Art-ı Müzayede | 23 Jul 2026, 20:00 | 5.000 ₺ |
| Mehmet Engül (1960) Tuval üzerine yağlı boya, 50x35 cm, İmzalı, Çerçevesiz Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder Bu eserde İstanbul, gecenin içinden ağır ağır yükselen bir düş gibi görünüyor. Engül, kenti yalnızca ışıklarıyla değil, gökyüzünün taşıdığı büyük sessizlikle de kuruyor. Bulutların arasından süzülen ay, şehri aydınlatmaktan çok ona başka bir ruh veriyor. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 50×35 cm | Art-ı Müzayede | 23 Jul 2026, 20:00 | 2.750 ₺ |
| MEHMET ENGÜL Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 50 x 70 cm. | Yağlı Boya | 50×70 cm | Balaban Müzayede | 21 Jul 2026, 22:00 | 7.500 ₺ |
| MEHMET ENGÜL TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA, 70X50CM | Yağlı Boya | 70×50 cm | Rumsos Müzayede | 13 Jul 2026, 20:30 | 7.000 ₺ |
| MEHMET ENGÜL Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 35 x 50 cm. | Yağlı Boya | 35×50 cm | Balaban Müzayede | 07 Jul 2026, 21:00 | 3.500 ₺ |
| Mehmet Engül (1960) “Galata’ya Bakış”, Tuval üzerine yağlı boya, 50x70 cm, İmzalı, Çerçeveli Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder. Engül bu eserinde Galata’ya denizin içinden bakar; sanki şehir kıyıdan değil, suyun hafızasından yükselir. Yelkenler rüzgârı değil, eski İstanbul’un kalabalık sesini taşır. Köprü, kayıklar, kuşlar ve ufuktaki kule aynı ışığın etrafında çoğalır. Deniz burada yalnız akmaz; şehri taşır, çoğaltır, hatırlatır. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 50×70 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 5.000 ₺ |
| Mehmet Engül (1960) “Rumeli Hisarı”, Tuval üzerine yağlı boya, 50x70 cm, İmzalı, Çerçeveli Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder. Bu eserinde Engül, Rumeli Hisarı çevresini birbirine tutunan zamanların kıyısı gibi kurar. Hisar geçmişin ağırlığını taşırken, köprü bugünün çizgisi gibi gökyüzüne uzanır. Eski evler suya yaslanır, vapur kendi sesini ardında bırakarak ilerler. Burada şehir poz vermez; yaşar. Deniz kıpırdar. Hafıza da. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 50×70 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 4.500 ₺ |
| Mehmet Engül (1960) Tuval üzerine yağlı boya, 100x70 cm, İmzalı Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder. Mehmet Engül bu eserinde doğayı yalnızca kuşlarla değil, kuşların birlikte kurduğu büyük bir düşle anlatır. Gökyüzüne doğru yükselen o görkemli form, bir Simurg’u, bir Anka’yı, belki de kanat kanat çoğalan eski bir masalı hatırlatır. Hüthütün bilgeliği, yalıçapkınının berrak mavisi, saka kuşunun sıcak neşesi, tavus kuşunun ihtişamı…Her kuş kendi rengini, kendi sesini, kendi yönünü korur; ama hepsi aynı büyük uçuşun içinde birleşir. Birlik dediğin şey biraz da budur: Aynı olmak değil, aynı rüzgârda çoğalmak. Bu yalnızca fantastik bir doğa anlatısı değil; birlikte yükselmenin, birbirinin rengini eksiltmeden büyük bir bütüne katılmanın şiiri… Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 100×70 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 10.000 ₺ |
| Mehmet Engül (1960) Tuval üzerine yağlı boya, 50x70 cm, İmzalı Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder Bu eserinde Mehmet Engül, İstanbul’u günün en kırılgan anında yakalanmış bir duyguya dönüştürür. Ön plandaki kayıklar, suya değil de zamanın kenarına bağlanmış gibidir. Karşıda kubbeler, minareler ve köprü, gün batımının altın ışığında hafifçe erir. İstanbul burada tüm ihtişamıyla görünür ama kendini dayatmaz. Işık bu tabloda yalnızca gökyüzünden gelmez; sudan, taşlardan, teknelerin içinden, hatta yorgun kıyı insanlarının omzundan bile sızar. Renkler birbirine sarıldıkça şehir bir manzaradan çok hatıraya dönüşür. Deniz kokan, ışıkla dolan, geçmişi bugünün avucuna bırakan sıcak bir İstanbul hatırası… Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz | Yağlı Boya | 50×70 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 6.000 ₺ |
| Mehmet Engül (1960) Tuval üzerine yağlı boya, 40x70 cm, İmzalı Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder Bu eserinde Mehmet Engül, İstanbul’u akşamla konuşan eski bir hatıra gibi kurar. Soldaki ahşap ev, ağacın gölgesinde zamana yaslanmış durur; sanki birazdan penceresinden bir çocukluk sesi dökülecek. Ortada tekneler, kıyıya değil de güneşin son cümlesine bağlanmış gibidir. Su yanar ama yakmaz. Gökyüzü susar ama anlatır. Kız Kulesi, denizin ortasında küçük bir nokta değil; bütün ayrılıkların ve bütün kavuşmaların nöbetçisidir İnsan bu resme baktığında bir manzara görmez. İçinde uzun zamandır açık duran bir pencerenin önüne gelir. Ve o pencereden, akşam yavaşça içeri girer. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 40×70 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 6.000 ₺ |
| MEHMET ENGÜL Tuval üzeri yağlı boya, 35x50 cm, çerçevesiz | Yağlı Boya | 35×50 cm | Art Arda Müzayede | 11 Jun 2026, 21:30 | 3.500 ₺ |
| MEHMET ENGÜL Tuval üzeri yağlı boya, 70x50 cm, çerçevesiz | Yağlı Boya | 70×50 cm | Art Arda Müzayede | 06 Jun 2026, 19:57 | 5.066 ₺ |
| MEHMET ENGÜL Tuval üzeri yağlı boya, 50x70 cm, çerçevesiz | Yağlı Boya | 50×70 cm | Art Arda Müzayede | 06 Jun 2026, 19:57 | 6.448 ₺ |
| MEHMET ENGÜL Tuval üzeri yağlı boya, 50x70 cm, çerçevesiz | Yağlı Boya | 50×70 cm | Art Arda Müzayede | 06 Jun 2026, 19:57 | 6.448 ₺ |
| MEHMET ENGÜL TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA. 70X50CM | Yağlı Boya | 70×50 cm | Rumsos Müzayede | 02 Jun 2026, 20:28 | 7.000 ₺ |
| Mehmet Engül (1960) Tuval üzerine yağlı boya, 100x70 cm, İmzalı Mehmet Engül’ün hikâyesi, akademi koridorlarından çok hayatın tozunda, çalışmanın nasırında, memleket özleminin sızısında büyür. 1960’ta Elazığ Karakoçan’da doğan sanatçının dünyasında renk, hiçbir zaman yalnızca renk değildir; bazen Harput’tan esen bir türkü, bazen Fırat’ın içinden geçen keder, bazen de İstanbul’a ödenmiş eski bir vefa borcudur. Hem yaradır hem merhem. Engül, İstanbul’a geldiğinde hayat ona önce fırçayı değil, sabrı verir. İnşaatlar, tabelalar, gündelik emeğin sert yüzü… Ama bazı insanlar yoruldukça eksilmez; içlerinde başka bir ışık biriktirir. Engül de öyle. Gördüğünü değil yalnızca, duyduğunu boyar. Klarnetin içli sesiyle güneşin sıcaklığını aynı tuvalde buluşturur. Kırları, denizleri, ağaçları, kuşları kirlenmiş bir dünyanın tanıkları gibi değil; hâlâ iyiliğe inanan canlılar gibi kurar. Onun resimlerinde şehir de doğa da biraz masalın içinden geçerek gelir. Yapaylık yoktur, içtenlik vardır. Ayrışma yoktur, beraberlik duygusu vardır. Renkler birbirine yaslanır; kuşlar, balıklar, ağaçlar ve insanlar aynı büyük ezginin notaları gibi durur. Engül’ün resimlerinde aşk, ses, renk ve yaşanmışlık aynı halayda omuz omuzadır. Sarıyer’deki atölyesi, önce kuşların sonra renklerin uğrak yeridir. Engül, İstanbul’a olan borcunu, kentin üzerine bir saygı yağmuru gibi yağan peyzajlarıyla öder. Karşımızdaki eserde ise kuşlar tek tek varlıklar olmaktan çıkar, neredeyse tek bir büyük kanada dönüşür. Bir anka gibi. Ama küllerinden doğan değil; birliktelikten doğan bir anka. Gökyüzünde renklerden yapılmış bir kalp atar sanki. Sarılar, maviler, morlar, yeşiller birbirine karışır; her kuş kendi rengini taşır ama hepsi aynı uçuşun parçasıdır. Bu yalnızca kuş resmi değil; dağılmadan çoğalmanın, ayrı ayrı durup birlikte yükselebilmenin resmi. Haydi bir oyun oynayalım: Bu resimde kaç kuş var? Ya da asıl soru şu: Kaç parçamız bir araya gelince uçabiliriz? Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 100×70 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 9.000 ₺ |
| Mehmet Engül Boğaziçi, Tuval üzerine yağlı boya, 50x100 cm. İmzalı. | Yağlı Boya | 50×100 cm | Galeri Arts | 14 May 2026, 20:00 | 7.000 ₺ |
| Mehmet ENGÜL GALATA'YA BAKIŞ - 50x70 cm - TUVAL ÜZERİNE YAĞLI BOYA - İmzalı | Yağlı Boya | 50×70 cm | ArtPoint Gallery | 04 May 2026, 20:30 | 4.000 ₺ |
| Mehmet ENGÜL RUMELİ HİSARI - 50x70 cm - TUVAL ÜZERİNE YAĞLI BOYA - İmzalı | Yağlı Boya | 50×70 cm | ArtPoint Gallery | 04 May 2026, 20:30 | 4.250 ₺ |
| Mehmet ENGÜL PEYZAJ - 50x35 cm - TUVAL ÜZERİNE YAĞLI BOYA - İmzalı | Yağlı Boya | 50×35 cm | ArtPoint Gallery | 04 May 2026, 20:30 | 3.000 ₺ |
| Mehmet Engül Haliç ve Tekneler, Tuval üzerine yağlı boya, 50x70 cm. Çerçeveli. İmzalı. | Yağlı Boya | 50×70 cm | Galeri Arts | 30 Apr 2026, 20:00 | 8.000 ₺ |
| Mehmet Engül tuval üzerine yağlıboya, imzalı. 100x70 cm | Yağlı Boya | 100×70 cm | Rh Müzayede | 23 Apr 2026, 19:45 | 8.000 ₺ |
| Mehmet Engül Tuval Üzeri Yağlı Boya, 70x50 cm, İmzalı | Yağlı Boya | 70×50 cm | Ulusoy Art | 21 Apr 2026, 21:00 | 6.000 ₺ |
| Mehmet Engül Tuval Üzeri Yağlı Boya, 50x35 cm, İmzalı | Yağlı Boya | 50×35 cm | Ulusoy Art | 21 Apr 2026, 21:00 | 3.000 ₺ |
Mehmet Engül tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 4.551 ₺, tüm zamanlar ortalaması 4.107 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 84 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 700 ₺ ile 15.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Mehmet Engül satışı 15.000 ₺ — Yağlı Boya, 70×100 cm (Ulusoy Art, Nisan 2026).
Müzayede kayıtlarında Mehmet Engül imzalı eserler Yağlı Boya, Akrilik Boya teknikleriyle yer alıyor.
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini