Erkan Güler (1995-)

Erkan Güler tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 35 müzayede sonucu, ortalama 27.583 ₺, fiyat aralığı 2.000–90.000 ₺. Teknikler: Yağlı Boya, Baskı.

Son Müzayede Satışları

EserTeknikBoyutMüzayede EviTarihFiyat
ERKAN GÜLER "Kadıköy'de Tıraş", 2008, Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 120 x 85 cm. Yağlı Boya 120×85 cm Balaban Müzayede 07 Jul 2026, 21:00 80.000 ₺
Erkan Güler (1975) Pres tuval üzerine yağlı boya, 25x25 cm, İmzalı, Çerçeveli    Erkan Güler Trakya Üniversitesi Elektronik Bölümü’nden mezun oldu. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen insan, yarım bıraktığı yerde değil; yönünü değiştirdiği yerde tamamlanır.   2004’te Mimar Sinan’da başladığı yüksek lisansını yarıda bıraktı. Ardından 2005’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı kadrosuna girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, karanlık kulislerin ve titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. Çünkü sahne arkasını bilen bir ressam, görüntünün yalnızca ön yüzüne inanmaz. Gölgenin de rolü vardır. Sessizliğin de.   2000’li yıllar boyunca Şile’den Değirmendere’ye, Bodrum Aspat’tan Sagalasos’a uzanan çalıştaylar; Münster Kunst Akademie’deki performans deneyimi; opera setleri için yaptığı resimlemeler ve prodüksiyon süreçleri, Güler’i yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü.   Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasında nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekân kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı.   Bu eserinde Güler, ayı bir gök cismi olmaktan çıkarıp eski bir şehrin arkasına gerilmiş dev bir perdeye dönüştürür.   Şehir yere basmaz. Askıdadır. Biraz masal, biraz hayalet. Belki unutulmuş bir uygarlığın son ışığı, belki distopik bir geleceğin kısa fragmanı. Paslı spiral kulelerin durgun suya vuran yansıması, dekorun görünmeyen arka yüzünü fısıldar gibi...   Sanki gece, kendi içinden küçük bir şehir doğurmuş; sonra da kimse uyandırmasın diye onu ay ışığının koynunda saklamıştır.   Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… Yağlı Boya 25×25 cm Art-ı Müzayede 25 Jun 2026, 20:00 8.000 ₺
Erkan Güler (1975) Tuval üzerine yağlı boya, 30x30 cm, ̇İmzalı, Çerçeveli   Erkan Güler Trakya Üniversitesi Elektronik Bölümü’nden mezun oldu. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen insan, yarım bıraktığı yerde değil; yönünü değiştirdiği yerde tamamlanır.   2004’te Mimar Sinan’da başladığı yüksek lisansını yarıda bıraktı. Ardından 2005’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı kadrosuna girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, karanlık kulislerin ve titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. Çünkü sahne arkasını bilen bir ressam, görüntünün yalnızca ön yüzüne inanmaz. Gölgenin de rolü vardır. Sessizliğin de.   2000’li yıllar boyunca Şile’den Değirmendere’ye, Bodrum Aspat’tan Sagalasos’a uzanan çalıştaylar; Münster Kunst Akademie’deki performans deneyimi; opera setleri için yaptığı resimlemeler ve prodüksiyon süreçleri, Güler’i yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü.   Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasında nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekân kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı. Bu eserinde Güler, melek imgesini masumiyetin değil, tuhaf bir uyanıklığın taşıyıcısı gibi kurar. Sahne arkasının puslu loşluğundan fırlamış bu çocuksu yüz; merak ile endişenin, kutsal olan ile distopik olanın tam sınırında durur. Kulaklar yerine açılan kanatlar, figürü uçmaya değil; yeryüzündeki o paslı, dumanı tüten kentsel kaosun ritmini dinlemeye mahkûm etmiştir.   Sanki masal gökten inmiyor; şehrin içinden, paslı bir ışıkla yükseliyor.    Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… Yağlı Boya 30×30 cm Art-ı Müzayede 25 Jun 2026, 20:00 12.000 ₺
Erkan Güler (1975) Tuval üzerine yağlı boya, 60x 60 cm, İmzalı, Çerçeveli   Erkan Güler Trakya Üniversitesi Elektronik Bölümü’nden mezun oldu. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen insan, yarım bıraktığı yerde değil; yönünü değiştirdiği yerde tamamlanır.   2004’te Mimar Sinan’da başladığı yüksek lisansını yarıda bıraktı. Ardından 2005’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı kadrosuna girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, karanlık kulislerin ve titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. Çünkü sahne arkasını bilen bir ressam, görüntünün yalnızca ön yüzüne inanmaz. Gölgenin de rolü vardır. Sessizliğin de.   2000’li yıllar boyunca Şile’den Değirmendere’ye, Bodrum Aspat’tan Sagalasos’a uzanan çalıştaylar; Münster Kunst Akademie’deki performans deneyimi; opera setleri için yaptığı resimlemeler ve prodüksiyon süreçleri, Güler’i yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü.   Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasında nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekân kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı.   Bu eserinde Güler, sisli bir gecenin ortasına tekinsiz bir masal sahnesi kurar. Merkezdeki ev, artık yalnızca ev değildir; suların üzerinde sallanan yorgun bir Nuh teknesi gibidir. Ama burada kurtuluş bile huzurdan mahrum. Her şey biraz eğri. Biraz yaralı. Biraz sahne ışığı altında yakalanmış.   Çatıya çöken at başlı, insan gövdeli melez figür; doğa ile insan, içgüdü ile akıl arasında sıkışmış karanlık bir varlık gibi yükselir. Üstte kollarını iki yana açan figür ise bu puslu dünyanın üzerinde asılı kalır: Kurtarıcı mı, tanık mı, yoksa bu düşü başlatan gizli yönetmen mi?   Göz kırpan dolunay, uzak kulelerin soluk silüetleri, pencerelerden sızan o tekinsiz kızıl kor ve sağ altta biriken yüzler... Sanatçının sahne ressamlığından gelen kurgu, dünyayı batırmıyor; aksine bildiğimiz gerçekliğin dışına çıkarıp, bizi tamamen başka bir masalın ortasına bırakıveriyor.   Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… Yağlı Boya 60×60 cm Art-ı Müzayede 25 Jun 2026, 20:00 35.000 ₺
Erkan Güler (1975) “Dört Mevsim-İlkbahar”, Tuval üzerine yağlı boya, 40x40 cm, İmzalı   Erkan Güler Trakya Üniversitesi Elektronik Bölümü’nden mezun oldu. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen insan, yarım bıraktığı yerde değil; yönünü değiştirdiği yerde tamamlanır.   2004’te Mimar Sinan’da başladığı yüksek lisansını yarıda bıraktı. Ardından 2005’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı kadrosuna girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, karanlık kulislerin ve titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. Çünkü sahne arkasını bilen bir ressam, görüntünün yalnızca ön yüzüne inanmaz. Gölgenin de rolü vardır. Sessizliğin de.   2000’li yıllar boyunca Şile’den Değirmendere’ye, Bodrum Aspat’tan Sagalasos’a uzanan çalıştaylar; Münster Kunst Akademie’deki performans deneyimi; opera setleri için yaptığı resimlemeler ve prodüksiyon süreçleri, Güler’i yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü.   Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasında nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekân kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı.   Müzayedemizde yer alan eserlerinden dördü (lot 117, lot 118, lot 119, lot 120), sanatçının “Dört Mevsim” serisine aittir. Burada mevsimler yalnızca doğanın takvimi gibi okunmaz; insan yüzünden geçen ruh hâlleri gibi belirir.   İlkbahar bir filizlenme değil sadece, zihnin çatlağından içeri sızan ilk ışık. Yaz, sarının içinde büyüyen sıcak bir taşkınlık. Sonbahar, yüzeye yerleşmiş yorgun bir bilgelik. Kış ise suskunluğun neredeyse beyazlaştığı o derin iç oda.   Güler bu eserlerde portreyi doğayla, bedeni ağaçla, yüzü mevsimle karıştırır. Dallar başın içinden geçer; çiçekler derinin yerini alır; göz, yalnızca görmez, mevsimin ağırlığını taşır. Figürler ne tamamen insandır ne de bütünüyle doğa. Aradadırlar. Tam da Güler’in sevdiği yerde: sahneyle kulis, gerçek ile masal, beden ile dekor arasında.   Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… Yağlı Boya 40×40 cm Art-ı Müzayede 25 Jun 2026, 20:00 16.000 ₺
Erkan Güler (1975) “Dört Mevsim-Yaz”, Tuval üzerine yağlı boya, 40x40 cm, İmzalı   Erkan Güler Trakya Üniversitesi Elektronik Bölümü’nden mezun oldu. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen insan, yarım bıraktığı yerde değil; yönünü değiştirdiği yerde tamamlanır.   2004’te Mimar Sinan’da başladığı yüksek lisansını yarıda bıraktı. Ardından 2005’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı kadrosuna girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, karanlık kulislerin ve titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. Çünkü sahne arkasını bilen bir ressam, görüntünün yalnızca ön yüzüne inanmaz. Gölgenin de rolü vardır. Sessizliğin de.   2000’li yıllar boyunca Şile’den Değirmendere’ye, Bodrum Aspat’tan Sagalasos’a uzanan çalıştaylar; Münster Kunst Akademie’deki performans deneyimi; opera setleri için yaptığı resimlemeler ve prodüksiyon süreçleri, Güler’i yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü.   Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasında nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekân kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı.   Müzayedemizde yer alan eserlerinden dördü (lot 117, lot 118, lot 119, lot 120), sanatçının “Dört Mevsim” serisine aittir. Burada mevsimler yalnızca doğanın takvimi gibi okunmaz; insan yüzünden geçen ruh hâlleri gibi belirir.   İlkbahar bir filizlenme değil sadece, zihnin çatlağından içeri sızan ilk ışık. Yaz, sarının içinde büyüyen sıcak bir taşkınlık. Sonbahar, yüzeye yerleşmiş yorgun bir bilgelik. Kış ise suskunluğun neredeyse beyazlaştığı o derin iç oda.   Güler bu eserlerde portreyi doğayla, bedeni ağaçla, yüzü mevsimle karıştırır. Dallar başın içinden geçer; çiçekler derinin yerini alır; göz, yalnızca görmez, mevsimin ağırlığını taşır. Figürler ne tamamen insandır ne de bütünüyle doğa. Aradadırlar. Tam da Güler’in sevdiği yerde: sahneyle kulis, gerçek ile masal, beden ile dekor arasında.    Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… Yağlı Boya 40×40 cm Art-ı Müzayede 25 Jun 2026, 20:00 15.000 ₺
Erkan Güler (1975) “Dört Mevsim-Sonbahar”, Tuval üzerine yağlı boya, 40x40 cm, İmzalı   Erkan Güler Trakya Üniversitesi Elektronik Bölümü’nden mezun oldu. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen insan, yarım bıraktığı yerde değil; yönünü değiştirdiği yerde tamamlanır.   2004’te Mimar Sinan’da başladığı yüksek lisansını yarıda bıraktı. Ardından 2005’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı kadrosuna girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, karanlık kulislerin ve titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. Çünkü sahne arkasını bilen bir ressam, görüntünün yalnızca ön yüzüne inanmaz. Gölgenin de rolü vardır. Sessizliğin de.   2000’li yıllar boyunca Şile’den Değirmendere’ye, Bodrum Aspat’tan Sagalasos’a uzanan çalıştaylar; Münster Kunst Akademie’deki performans deneyimi; opera setleri için yaptığı resimlemeler ve prodüksiyon süreçleri, Güler’i yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü.   Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasında nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekân kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı.   Müzayedemizde yer alan eserlerinden dördü (lot 117, lot 118, lot 119, lot 120), sanatçının “Dört Mevsim” serisine aittir. Burada mevsimler yalnızca doğanın takvimi gibi okunmaz; insan yüzünden geçen ruh hâlleri gibi belirir.   İlkbahar bir filizlenme değil sadece, zihnin çatlağından içeri sızan ilk ışık. Yaz, sarının içinde büyüyen sıcak bir taşkınlık. Sonbahar, yüzeye yerleşmiş yorgun bir bilgelik. Kış ise suskunluğun neredeyse beyazlaştığı o derin iç oda.   Güler bu eserlerde portreyi doğayla, bedeni ağaçla, yüzü mevsimle karıştırır. Dallar başın içinden geçer; çiçekler derinin yerini alır; göz, yalnızca görmez, mevsimin ağırlığını taşır. Figürler ne tamamen insandır ne de bütünüyle doğa. Aradadırlar. Tam da Güler’in sevdiği yerde: sahneyle kulis, gerçek ile masal, beden ile dekor arasında.   Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… Yağlı Boya 40×40 cm Art-ı Müzayede 25 Jun 2026, 20:00 15.000 ₺
Erkan Güler (1975) “Dört Mevsim-Kış”, Tuval üzerine yağlı boya, 40x40 cm, İmzalı   Erkan Güler Trakya Üniversitesi Elektronik Bölümü’nden mezun oldu. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’ne uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen insan, yarım bıraktığı yerde değil; yönünü değiştirdiği yerde tamamlanır.   2004’te Mimar Sinan’da başladığı yüksek lisansını yarıda bıraktı. Ardından 2005’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı kadrosuna girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, karanlık kulislerin ve titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. Çünkü sahne arkasını bilen bir ressam, görüntünün yalnızca ön yüzüne inanmaz. Gölgenin de rolü vardır. Sessizliğin de.   2000’li yıllar boyunca Şile’den Değirmendere’ye, Bodrum Aspat’tan Sagalasos’a uzanan çalıştaylar; Münster Kunst Akademie’deki performans deneyimi; opera setleri için yaptığı resimlemeler ve prodüksiyon süreçleri, Güler’i yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü.   Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasında nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekân kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı.   Müzayedemizde yer alan eserlerinden dördü (lot 117, lot 118, lot 119, lot 120), sanatçının “Dört Mevsim” serisine aittir. Burada mevsimler yalnızca doğanın takvimi gibi okunmaz; insan yüzünden geçen ruh hâlleri gibi belirir.   İlkbahar bir filizlenme değil sadece, zihnin çatlağından içeri sızan ilk ışık. Yaz, sarının içinde büyüyen sıcak bir taşkınlık. Sonbahar, yüzeye yerleşmiş yorgun bir bilgelik. Kış ise suskunluğun neredeyse beyazlaştığı o derin iç oda.   Güler bu eserlerde portreyi doğayla, bedeni ağaçla, yüzü mevsimle karıştırır. Dallar başın içinden geçer; çiçekler derinin yerini alır; göz, yalnızca görmez, mevsimin ağırlığını taşır. Figürler ne tamamen insandır ne de bütünüyle doğa. Aradadırlar. Tam da Güler’in sevdiği yerde: sahneyle kulis, gerçek ile masal, beden ile dekor arasında.   Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… Yağlı Boya 40×40 cm Art-ı Müzayede 25 Jun 2026, 20:00 15.000 ₺
ERKAN GÜLER Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 30 x 30 cm. Yağlı Boya 30×30 cm Balaban Müzayede 19 Jun 2026, 21:00 9.000 ₺
ERKAN GÜLER Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 60 x 60 cm. Yağlı Boya 60×60 cm Guga Müzayede 10 Jun 2026, 21:00 33.000 ₺
ERKAN GÜLER Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 30 x 30 cm. Yağlı Boya 30×30 cm Guga Müzayede 10 Jun 2026, 21:00 9.000 ₺
Erkan Güler Kompozisyon, Tuval Üzerine Yağlıboya, 100x100 cm, 2023 İmzalı Yağlı Boya 100×100 cm Niş Art Gallery 02 Jun 2026, 20:00 40.000 ₺
ERKAN GÜLER Tuval üzerine yağlı boya, 2025, İmzalı, 35 x 45 cm Yağlı Boya 35×45 cm Balaban Müzayede 22 May 2026, 21:58 27.000 ₺
Erkan Güler (1975) Tuval üzerine yağlı boya, 40x70 cm, 2022, İmzalı, Çerçeveli Erkan Güler, sanat yolculuğuna düz bir çizgide değil, kıvrıla kıvrıla girmiş bir isim. Yolculuğu elektronik okuyarak başladı. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan’ın o kadim ve tozlu atölyelerine uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen yarım bırakmak, aslında başka bir tamamlanma biçimidir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki yüksek lisansını yarıda bıraktı; sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığına girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. 2000’ler boyunca katıldığı çalıştaylar ve sahne arkasında biriktirdiği o yoğun deneyim, onu yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü. Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasındaki tuhaf bir iş birliğinde nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekan kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı. Müzayedemizde yer alan bu eserde Erkan Güler, bizi paslanmış bir geleceğin ya da hiç yaşanmamış bir geçmişin tam kalbine bırakıyor. Bir maden ocağı mı burası, yoksa zihnin karanlık dehlizleri mi? Soldaki o dev yüz, yalnızca bir yüz değil; sanki binanın vicdanı dışarı sarkmış gibi bizi izliyor. Ağız, karanlık bir boşluk değil yalnız, yutulmuş bir çığlık. Koridor ise dümdüz ilerlemiyor; insanı kendi sonuna çağıran bir zaman tüneli gibi uzuyor. En dipteki kırmızı leke umut mu, alarm mı, yoksa gecikmiş bir hesaplaşmanın kıvılcımı mı? Kesin değil. Zaten güçlü resim, cevaptan çok titreşim bırakır. Ve şu küçük figürler… Neredeyse kukla gibi, neredeyse insan gibi. Yürüyorlar ama sanki kendi iradeleriyle değil; görünmeyen bir düzenin içinde sürükleniyorlar. Burada şehir taşla değil, kaygıyla kurulmuş. Son bir soru asılı kalıyor tünelin girişinde: Biz mi makineleri kurduk, yoksa o devasa çarklar en başından beri bizi öğütmek için mi tasarlandı? Yağlı Boya 40×70 cm Art-ı Müzayede 06 May 2026, 20:00 19.000 ₺
Erkan Güler (1975) Kağıt üzerine kara kalem, 12x12 cm Erkan Güler, sanat yolculuğuna düz bir çizgide değil, kıvrıla kıvrıla girmiş bir isim. Yolculuğu elektronik okuyarak başladı. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan’ın o kadim ve tozlu atölyelerine uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen yarım bırakmak, aslında başka bir tamamlanma biçimidir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki yüksek lisansını yarıda bıraktı; sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığına girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. 2000’ler boyunca katıldığı çalıştaylar ve sahne arkasında biriktirdiği o yoğun deneyim, onu yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü. Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasındaki tuhaf bir iş birliğinde nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekan kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı. Müzayedemizde yer alan bu eserde Güler, bizi Barok bir tiyatro sahnesinden alıp, mekanik bir geleceğin buz gibi rasyonelliğine, o paslı dişlilerin gıcırtısına bırakıyor. Karşımızda hem antik bir geçmişten gelen bir mitolojik kahraman hem de fütüristik bir android var. Bu yüzden eser, bir portreden çok, insanlığın teknolojiyle yaptığı o amansız pazarlığın görsel zabtı gibi duruyor. Figürün yüzü, Güler’in sahne arkasından taşıdığı o dumanlı, buğulu çizgilerle yer yer çözülürken, gözünde parlayan buz mavisi ışık bütün resmi başka bir gerilime çekiyor. Bir göz hissediyor sanki, öteki hesaplıyor. Bir yan hala etten, öteki çoktan düzeneğe teslim. Resmin asıl sarsıcı tarafı da burada başlıyor: insan, kendi icat ettiği mekanizmaya bakmıyor yalnız; onun tarafından yeniden tanımlanıyor. Ve geriye şu soru kalıyor: Biz teknolojinin sahibi miyiz, esiri mi? 12×12 cm Art-ı Müzayede 06 May 2026, 20:00 2.000 ₺
Erkan Güler (1975) Kağıt üzerine kara kalem, 22x20 cm Erkan Güler, sanat yolculuğuna düz bir çizgide değil, kıvrıla kıvrıla girmiş bir isim. Yolculuğu elektronik okuyarak başladı. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan’ın o kadim ve tozlu atölyelerine uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen yarım bırakmak, aslında başka bir tamamlanma biçimidir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki yüksek lisansını yarıda bıraktı; sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığına girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. 2000’ler boyunca katıldığı çalıştaylar ve sahne arkasında biriktirdiği o yoğun deneyim, onu yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü. Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasındaki tuhaf bir iş birliğinde nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekan kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı. Bu eserde, Güler bizi bir uyanışın değil, bir saklanışın tam merkezine bırakıyor. Karşımızda masum, pürüzsüz, neredeyse mermerleşmiş bir yüz var. Ama o yüzün üzerine sanki gökten bir kentin beton blokları inmiş. Bu bir şapka değil. Bir taç hiç değil. Bu, zihnin kendi üstüne inşa ettiği o muazzam, o ağır geometrik yalnızlık. Başın üzerinden bir şelale gibi dökülen o dikey çizgiler… Onlar betonun gözyaşları mı, yoksa bir ekranın içinden sızan dilsiz kodlar mı? Belli değil. Biri geçmişin kadim ağırlığını taşıyor, öteki geleceğin buz gibi mekanik sesini. Desenin siyah-beyaz dünyası da bu gerilimi büyütüyor: hiçbir renk dikkat dağıtmıyor, hiçbir şey duyguyu yumuşatmıyor. Bakışlar neden örtülü? Belki de gerçek, ancak saklandığı zaman bu kadar çıplak görünebilir. 22×20 cm Art-ı Müzayede 06 May 2026, 20:00 2.250 ₺
Erkan Güler (1975) Kağıt üzerine kara kalem, 26x20 cm Erkan Güler, sanat yolculuğuna düz bir çizgide değil, kıvrıla kıvrıla girmiş bir isim. Yolculuğu elektronik okuyarak başladı. Devrelerin soğuk mantığından, Mimar Sinan’ın o kadim ve tozlu atölyelerine uzanan keskin bir sapak bu. Akımdan ışığa. Dirençten desene. Bazen yarım bırakmak, aslında başka bir tamamlanma biçimidir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki yüksek lisansını yarıda bıraktı; sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığına girdi. Devasa dekorların, ağır perdelerin, titreyen spotların dili zamanla tablolarına da sızdı. 2000’ler boyunca katıldığı çalıştaylar ve sahne arkasında biriktirdiği o yoğun deneyim, onu yalnızca bir ressam değil, adeta bir görsel dramaturga dönüştürdü. Güler’in görsel dili; Barok’un görkemli ağırlığı ile steampunk bir distopyanın paslı dişlileri arasındaki tuhaf bir iş birliğinde nefes alır. Zaman bükülür burada. Mekan kayar. Eskiyle yeni kavga etmez; birbirinin yarasına sızar. Renk bazen dekor olur, bazen delil, bazen de suç ortağı. Bu eserde karşımıza bir yüz değil, çalışırken kendi sahibini de öğüten bir düzen çıkıyor. Karşımızda devasa, açık ağızlı, sanki dünyanın bütün açlığını aynı anda haykıran bir yüz var. Ama bu ağız bir boşluk değil; sistemin giriş kapısı. Başın üzeri, sanki kafanın içinden taşan endüstriyel bir şehir gibi karmaşık. Dişliler, borular, kazanlar… Adeta bir düşünce değirmeni. Aşağıda çarka yaslanan küçük figür ise bu dev yapının gizli gerçeğini ele veriyor: Burası kendi kendine kurulmamış. Birileri çevirmiş, sıkmış, döndürmüş, çalıştırmış. Belki hala çalıştırıyor. Ne sarsıcı bir dönüşüm: Yüz hala insan, kader çoktan makine. 26×20 cm Art-ı Müzayede 06 May 2026, 20:00 2.500 ₺
ERKAN GÜLER "Mürit", 2020, Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 100 x 100 cm. Yağlı Boya 100×100 cm Balaban Müzayede 27 Apr 2026, 21:00 87.500 ₺
ERKAN GÜLER Triptik, tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 35 x 105 cm. Yağlı Boya 35×105 cm Balaban Müzayede 27 Apr 2026, 21:00 44.000 ₺
ERKAN GÜLER Tuval üzerine yağlı boya, 2025, İmzalı, 35 x 45 cm. Yağlı Boya 35×45 cm Guga Müzayede 22 Apr 2026, 21:00 26.000 ₺
ERKAN GÜLER Pres tuval üzeri yağlı boya, Çerçeveli, İmzalı, 25 x 25 cm. Yağlı Boya 25×25 cm Guga Müzayede 24 Feb 2026, 21:00 12.000 ₺
ERKAN GÜLER Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 120 x 100 cm Yağlı Boya 120×100 cm Balaban Müzayede 03 Dec 2025, 21:00 90.000 ₺
ERKAN GÜLER "Neo Atlantis" Tuval üzerine yağlı boya, 2021, İmzalı,  80 x 90 cm. Yağlı Boya 80×90 cm Balaban Müzayede 08 Sep 2025, 21:30 55.000 ₺
ERKAN GÜLER ''Ahfeş'in Keçisi'' Tuval üzerine yağlı boya, 2003, Çerçeveli, İmzalı, 101 x 81 cm. Yağlı Boya 101×81 cm Balaban Müzayede 08 Sep 2025, 21:30 65.000 ₺
ERKAN GÜLER Pres tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 25 x 25 cm. Yağlı Boya 25×25 cm Balaban Müzayede 08 Sep 2025, 21:30 10.000 ₺

Sıkça Sorulan Sorular

Erkan Güler tabloları ortalama kaç TL'ye satılıyor?

Erkan Güler tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 27.583 ₺, tüm zamanlar ortalaması 26.907 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 35 müzayede satışına dayanmaktadır.

Erkan Güler tablo fiyatları hangi aralıkta?

Takip ettiğimiz müzayede satışları 2.000 ₺ ile 90.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.

Erkan Güler en pahalı tablosu ne kadara satıldı?

Takip ettiğimiz en yüksek Erkan Güler satışı 90.000 ₺ — Yağlı Boya, 120×100 cm (Balaban Müzayede, Aralık 2025).

Erkan Güler hangi tekniklerle çalışıyor?

Müzayede kayıtlarında Erkan Güler imzalı eserler Yağlı Boya, Baskı teknikleriyle yer alıyor.

Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini