Babak Bidarian tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 16 müzayede sonucu, ortalama 62.594 ₺, fiyat aralığı 28.000–100.000 ₺. Teknikler: Yağlı Boya.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Son Pey |
|---|---|---|---|---|---|
| Babak Bidarian (1979) Tuval üzerine yağlı boya, 100x105 cm, İmzalı, Çerçevesiz 1979’da İran’da doğan Babak Bidarian için tuval, estetik bir vitrin değil; bir yüzleşme alanıdır. Hemedan Üniversitesi’ndeki sanat eğitimi, öğretmenlikle başlayan yılları ve 2007’den sonra iyice belirginleşen sanatçı kimliği, onun resmindeki disiplinli gerilimi açıklar. İlk sergilerini doğduğu kentte açtı. Ardından İran’daki sergileri, Bonhams Londra’daki satışları ve New York’ta yer aldığı seçkiler geldi. Bugün İstanbul’da yaşıyor ve üretimini sürdürüyor. Bidarian yalnızca insan figürünü betimlemez; onu toplumsal ve psikolojik bir kuşatmanın içine yerleştirir. Onun resminde güzellik rahatlatan bir unsur değildir; aksine, izleyeni olduğu yerde durduran bir açıklığa dönüşür. 2015’te New York’taki Between Invitation and Intrusion sergisinin küratoryal metni de tam bu gerilime dikkat çeker: Bakmakla müdahale etmek arasındaki mesafe giderek daralır. Hiperrealizme yaklaşan bir titizlikle kurulan yüzey, altında kavramsal bir başkaldırı taşır. Bantlanmış ağızlar, yüzü örten kaba nesneler, şeffaf ama nefessiz bırakan katmanlar, kalabalığın içinde kimliğini kaybeden figürler… Bunların her biri, bireyin kendi hakikatiyle dış dünyanın dayattığı kimlik arasındaki o dar ve sarsıcı çizgiyi görünür kılar. Bidarian’ın resimleri melankoliyi romantize etmez. Yarayı güzelleştirmez. Müdahaleyi saklamaz. Dokunanı, kapatanı, bastıranı olduğu gibi gösterir. İzleyiciyi korumaz; ona bir sorumluluk yükler. Bakılmayı değil, tepki vermeyi talep eder. Bu eserde bir boşluğun ortasında, etten ve kemikten örülmüş dairesel bir düğüm duruyor. İlk bakışta bedenleri görüyorsunuz. Birkaç saniye sonra bedenler kayboluyor; geriye yalnızca birbirine kenetlenmiş bir savunma hattı kalıyor. Bu bir kucaklaşma değil. İnsanların birbirlerinin bedenlerinden son bir sur örmesi. Aynı askeri yeşile bürünmüş bedenler, kimliklerini geride bırakmış. Ne yüzlerini seçebiliyoruz ne de tek tek hikâyelerini. Çemberin dışında bizi korkutacak hiçbir şey gösterilmiyor. Düşman yok. Silah yok. Yangın yok. Tehdit görünmüyor. Yalnızca onun insan bedeninde bıraktığı şekli görüyoruz. Ve baktıkça tuhaf bir sorumluluk hissi doğuyor. Gözümüzü çevirirsek sanki yalnızca resme bakmayı bırakmayacağız; onları da o karanlığın içinde bırakacağız. Bu yüzden ayrılamıyoruz. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 100×105 cm | Art-ı Müzayede | 22 Sep 2026, 20:30 | 100.000 ₺ |
| Babak Bidarian (1979) Tuval üzerine yağlı boya, 110x100 cm, İmzalı, Çerçevesiz 1979’da İran’da doğan Babak Bidarian için tuval, estetik bir vitrin değil; bir yüzleşme alanıdır. Hemedan Üniversitesi’ndeki sanat eğitimi, öğretmenlikle başlayan yılları ve 2007’den sonra iyice belirginleşen sanatçı kimliği, onun resmindeki disiplinli gerilimi açıklar. İlk sergilerini doğduğu kentte açtı. Ardından İran’daki sergileri, Bonhams Londra’daki satışları ve New York’ta yer aldığı seçkiler geldi. Bugün İstanbul’da yaşıyor ve üretimini sürdürüyor. Bidarian yalnızca insan figürünü betimlemez; onu toplumsal ve psikolojik bir kuşatmanın içine yerleştirir. Onun resminde güzellik rahatlatan bir unsur değildir; aksine, izleyeni olduğu yerde durduran bir açıklığa dönüşür. 2015’te New York’taki Between Invitation and Intrusion sergisinin küratoryal metni de tam bu gerilime dikkat çeker: Bakmakla müdahale etmek arasındaki mesafe giderek daralır. Hiperrealizme yaklaşan bir titizlikle kurulan yüzey, altında kavramsal bir başkaldırı taşır. Bantlanmış ağızlar, yüzü örten kaba nesneler, şeffaf ama nefessiz bırakan katmanlar, kalabalığın içinde kimliğini kaybeden figürler… Bunların her biri, bireyin kendi hakikatiyle dış dünyanın dayattığı kimlik arasındaki o dar ve sarsıcı çizgiyi görünür kılar. Bidarian’ın resimleri melankoliyi romantize etmez. Yarayı güzelleştirmez. Müdahaleyi saklamaz. Dokunanı, kapatanı, bastıranı olduğu gibi gösterir. İzleyiciyi korumaz; ona bir sorumluluk yükler. Bakılmayı değil, tepki vermeyi talep eder. Bu eserde ilk bakışta polisleri görüyoruz. Yüz yok. Bakış yok. Kim olduklarını anlatacak kişisel bir işaret yok. Onların yerine aynı kelime tekrar ediyor: POLICE. POLICE. POLICE. Bir daha bakınca insanların çoktan kaybolduğunu anlıyoruz. İsimler silinmiş, yüzler dönmüş; geriye yalnızca otorite kalmış. Bir sansür duvarı gibi. Dışarıya ne ses sızıyor ne bilgi. Resmin en güçlü tarafı ise belki de boşluğu. Büyük, sessiz, neredeyse renksiz bir alan uzanıyor. Ne bir gösterici var orada, ne bir suç mahalli, ne bir tehdit, ne de korunması gereken biri. Hiçbir şey. Şüphelerimiz, tedirginliğimiz, sorularımız orada birikiyor. Belki de artık asıl mesele nereye bakıldığı değil. Neyi görmemize izin verilmediği. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 110×100 cm | Art-ı Müzayede | 01 Sep 2026, 20:30 | 85.000 ₺ |
| Babak Bidarian (1979) Tuval üzerine yağlı boya, 100x100 cm 1979 İran doğumlu Babak Bidarian için tuval, estetik bir vitrin değil; bir yüzleşme alanıdır Hamedan Üniversitesi’ndeki sanat eğitimi, öğretmenlikle başlayan yılları ve 2007’den sonra iyice belirginleşen sanatçı kimliği, onun resmindeki disiplinli gerilimi açıklar. İran’daki sergileri, Bonhams Londra’daki satışları ve New York’ta yer aldığı seçkiler, bu sert ve susmayan dilin sınır aşan yankısını gösterir. Bidarian insan figürünü yalnızca betimlemez; onu toplumsal ve psikolojik bir kuşatmanın içine yerleştirir. Onun resminde güzellik rahatlatan bir unsur değildir; aksine, izleyeni olduğu yerde durduran, sessizce huzursuz eden bir açıklığa dönüşür. Hiperrealist titizlikle kurulan yüzey, eşiğinde kavramsal bir başkaldırı taşır. Bantlanmış ağızlar, yüzü örten kaba nesneler, şeffaf ama nefessiz bırakan katmanlar… Bunların her biri, bireyin kendi hakikatiyle dış dünyanın dayattığı sessizlik arasındaki o dar ve sarsıcı çizgiyi görünür kılar. Bidarian’ın resimleri melankoliyi romantize etmez. Yarayı güzelleştirmez. Müdahaleyi saklamaz. Dokunanı, kapatanı, bastıranı olduğu gibi gösterir. İzleyiciyi korumaz; ona bir sorumluluk yükler. Bakılmayı değil, tepki vermeyi talep eder. Bu resmin tam ortasında bir şey var. Ama Bidarian onu bize göstermiyor.Bir grup çocuk, daracık bir köşede birbirine sokulmuş. Omuz omuza. Baş başa. Hiçbiri bize bakmıyor. Yüzler yok; yalnız enseler, eğilmiş başlar, birbirine değen sırtlar… Sanki ayrı ayrı çocuklar olmaktan çıkmış, dışarıdan gelecek her şeye karşı tek bir beden olmuşlar. İlk anda merak ediyoruz: Ne görüyorlar? Çocukların omuzlarındaki ağırlık, dokunma arzusu uyandıracak kadar gerçek. Ama bu gerçeklik canımızı yakıyor. Boynumuzu uzatıyoruz. Omuzlarının arasından bakmaya çalışıyoruz. Bir adım yaklaşsak, belki biz de göreceğiz. Ama göremiyoruz. Bidarian tam burada sahneden çekiliyor. Işık çocukların üzerinde kalıyor; cevap ise karanlıkta. Bundan sonrası bize ait. Bazen çocukları bir köşeye toplarsınız. Dünyayı kadrajın dışında bırakırsınız. Ve susarsınız. Resim bitiyor. Ama biz hala oradayız.Çocukların arkasında.O duvarın önünde.Başımızı biraz daha uzatmış… Ve artık ilk sorduğumuz sorudan daha ağır bir soruyla: Ne görüyorlar değil. Ne yaşadılar ki, böyle birbirlerine sığındılar? Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 100×100 cm | Art-ı Müzayede | 12 Aug 2026, 20:30 | 80.000 ₺ |
| Babak Bidarian (1979) Tuval üzerine yağlı boya, 90x90 cm, İmzalı, Çerçevesiz 1979 İran doğumlu Babak Bidarian için tuval, estetik bir vitrin değil; bir yüzleşme alanıdır Hamedan Üniversitesi’ndeki sanat eğitimi, öğretmenlikle başlayan yılları ve 2007’den sonra iyice belirginleşen sanatçı kimliği, onun resmindeki disiplinli gerilimi açıklar. İran’daki sergileri, Bonhams Londra’daki satışları ve New York’ta yer aldığı seçkiler, bu sert ve susmayan dilin sınır aşan yankısını gösterir. Bidarian insan figürünü yalnızca betimlemez; onu toplumsal ve psikolojik bir kuşatmanın içine yerleştirir. Onun resminde güzellik rahatlatan bir unsur değildir; aksine, izleyeni olduğu yerde durduran, sessizce huzursuz eden bir açıklığa dönüşür. Hiperrealist titizlikle kurulan yüzey, eşiğinde kavramsal bir başkaldırı taşır. Bantlanmış ağızlar, yüzü örten kaba nesneler, şeffaf ama nefessiz bırakan katmanlar… Bunların her biri, bireyin kendi hakikatiyle dış dünyanın dayattığı sessizlik arasındaki o dar ve sarsıcı çizgiyi görünür kılar. Bidarian’ın resimleri melankoliyi romantize etmez. Yarayı güzelleştirmez. Müdahaleyi saklamaz. Dokunanı, kapatanı, bastıranı olduğu gibi gösterir. İzleyiciyi korumaz; ona bir sorumluluk yükler. Bakılmayı değil, tepki vermeyi talep eder. Bu eserde tuvale sığmayan, karanlığın tam göbeğinde kendi içine kıvrılmış çocuk gövdeleri, anne karnındaki o korunaklı ilk ana dönmek ister gibi birbirine sokulur. Ama bu sokuluş bir teselli değil, bir mecburiyettir. Birbirinin sırtına, boynuna, bacağına tutunarak dairesel bir koro, bir çaresizlik düğümü oluştururlar. Yüzler nerede? Yüz yok. Hepsi kendi karanlığına, birbirinin gölgesine gömülmüştür. Nefes alacak yer kalmamıştır. Çember daralmıştır. Bidarian, bu adsız çocukların yeşil fanilaları ve bükülmüş bacakları üzerinden yalnızca bir coğrafyanın çocukluğunu değil, insanlığın en ilkel, en çıplak savunma refleksini resmeder. Camus’nün başkaldırı düşüncesini hatırlatırcasına, sessizliği teslimiyet olmaktan çıkarır; gövdelerin geometrisiyle görünmez bir haykırışa dönüştürür. Evet, bir toplumun karanlığı en çok çocuklarının yüzünü saklamak zorunda kaldığı yerde görünür olur. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 90×90 cm | Art-ı Müzayede | 23 Jul 2026, 20:00 | 70.000 ₺ |
| BABAK BIDARIAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Sertifikalı, 100 x 100 cm | Yağlı Boya | 100×100 cm | Balaban Müzayede | 21 Jul 2026, 22:00 | 97.500 ₺ |
| BABAK BIDARIAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Sertifikalı, 100 x 80 cm | Yağlı Boya | 100×80 cm | Balaban Müzayede | 21 Jul 2026, 22:00 | 87.500 ₺ |
| BABAK BIDARIAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Sertifikalı, 130 x 89 cm | Yağlı Boya | 130×89 cm | Guga Müzayede | 14 Jul 2026, 22:00 | 90.000 ₺ |
| Babak Bidarian (1979) Tuval üzerine yağlı boya, 60x80 cm 1979 İran doğumlu Babak Bidarian için tuval, estetik bir vitrin değil; bir yüzleşme alanıdır Hamedan Üniversitesi’ndeki sanat eğitimi, öğretmenlikle başlayan yılları ve 2007’den sonra iyice belirginleşen sanatçı kimliği, onun resmindeki disiplinli gerilimi açıklar. İran’daki sergileri, Bonhams Londra’daki satışları ve New York’ta yer aldığı seçkiler, bu sert ve susmayan dilin sınır aşan yankısını gösterir. Bidarian insan figürünü yalnızca betimlemez; onu toplumsal ve psikolojik bir kuşatmanın içine yerleştirir. Onun resminde güzellik rahatlatan bir unsur değildir; aksine, izleyeni olduğu yerde durduran, sessizce huzursuz eden bir açıklığa dönüşür. Hiperrealist titizlikle kurulan yüzey, eşiğinde kavramsal bir başkaldırı taşır. Bantlanmış ağızlar, yüzü örten kaba nesneler, şeffaf ama nefessiz bırakan katmanlar… Bunların her biri, bireyin kendi hakikatiyle dış dünyanın dayattığı sessizlik arasındaki o dar ve sarsıcı çizgiyi görünür kılar. Bidarian’ın resimleri melankoliyi romantize etmez. Yarayı güzelleştirmez. Müdahaleyi saklamaz. Dokunanı, kapatanı, bastıranı olduğu gibi gösterir. İzleyiciyi korumaz; ona bir sorumluluk yükler. Bakılmayı değil, tepki vermeyi talep eder. Bu eserde Bidarian, yüzünün yarısını kaba bir karton parçasıyla maskeleyen genç bir kadının bakışlarıyla izleyiciyi doğrudan bir vicdan muhasebesine çağırır. Sarı temizlik eldivenleri giymiş eller, o kartonu yalnızca yüzün önüne çekilen bir barikat olarak değil; kimliği, sözü ve varoluşu görünmez kılan ağır bir sansür mekanizması gibi kavrar. Arka plandaki dökülmüş, çatlaklarla yaralanmış tekinsiz duvar dokusu, figürün iç dünyasındaki kırılmayı toplumsal bir çürümenin yüzeyine taşır. Burada mekân da susmaz; o da yıpranır, dökülür, tanıklık eder. Kartonun arkasında nelerin susturulduğunu, nelerin bastırıldığını çok iyi bilen bu bakışlar, izleyiciyi rahat bırakmaz; şu soruyu usulca ama ısrarla önümüze koyar: İnsan, kendi gerçeğini korumak için daha ne kadar saklanabilir?Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 60×80 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 42.500 ₺ |
| BABAK BIDARIAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 70 x 70 cm | Yağlı Boya | 70×70 cm | Balaban Müzayede | 22 May 2026, 21:58 | 47.000 ₺ |
| BABAK BIDARIAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 110 x 100 | Yağlı Boya | 110×100 cm | Guga Müzayede | 13 May 2026, 21:00 | 75.000 ₺ |
| Babak Bidarian (1979) Tuval üzerine yağlı boya, 40x 60 cm, İmzalı 1979 İran doğumlu Babak Bidarian için tuval, estetik bir vitrin değil; bir yüzleşme alanıdır Hamedan Üniversitesi’ndeki sanat eğitimi, öğretmenlikle başlayan yılları ve 2007’den sonra iyice belirginleşen sanatçı kimliği, onun resmindeki disiplinli gerilimi açıklar. İran’daki sergileri, Bonhams Londra’daki satışları ve New York’ta yer aldığı seçkiler, bu sert ve susmayan dilin sınır aşan yankısını gösterir. Bidarian insan figürünü yalnızca betimlemez; onu toplumsal ve psikolojik bir kuşatmanın içine yerleştirir. Onun resminde güzellik rahatlatan bir unsur değildir; aksine, izleyeni olduğu yerde durduran, sessizce huzursuz eden bir açıklığa dönüşür. Hiperrealist titizlikle kurulan yüzey, eşiğinde kavramsal bir başkaldırı taşır. Bantlanmış ağızlar, yüzü örten kaba nesneler, şeffaf ama nefessiz bırakan katmanlar… Bunların her biri, bireyin kendi hakikatiyle dış dünyanın dayattığı sessizlik arasındaki o dar ve sarsıcı çizgiyi görünür kılar. Bidarian’ın resimleri melankoliyi romantize etmez. Yarayı güzelleştirmez. Müdahaleyi saklamaz. Dokunanı, kapatanı, bastıranı olduğu gibi gösterir. İzleyiciyi korumaz; ona bir sorumluluk yükler. Bakılmayı değil, tepki vermeyi talep eder. Bu eserde Bidarian, kalabalığı bir topluluk olarak değil, aynı sorunun etrafında daralmış tek bir vicdan gibi kuruyor. Yüzler tam görünmüyor; çünkü burada kimlikten çok ortak bakış önemli. Her şey o görünmeyen merkeze çekiliyor. Omuzlar kapanıyor, başlar eğiliyor, bedenler içeri doğru kıvrılıyor. Sanki resmin tam ortasında bir nesne değil, hayatın sert cevabı duruyor. Bu halka, şefkatten çok mecburiyetin halkası. Her biri aynı boşluğa bakıyor; sanki hayat, cevabını tam ortalarına bırakmış. Bu yüzden resim ilk bakışta bir dayanışma anlatısı gibi görünse de daha çok birlikte susmanın, birlikte tartmanın, birlikte katlanmanın resmi olarak açılıyor. Arkadaki renkler ne peki? Henüz gidilmemiş bir denizin mavisi mi, gözyaşını tutan bir göğün grisi mi, acısını içine gömmüş bir toprağın soluk teni mi? Kesin olan şu: Bu resim bağırmıyor. Ama tam da bu yüzden insanın içine daha sert çöküyor. Bazen insanları bir arada tutan şey aynı çıkmazın içine bakmaktır. | Yağlı Boya | 40×60 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 40.000 ₺ |
| BABAK BIDARIAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 70 x 100 cm. | Yağlı Boya | 70×100 cm | Balaban Müzayede | 27 Apr 2026, 21:00 | 48.000 ₺ |
| BABAK BİDARİAN Tuval üzerine Yağlı Boya, İmzalı, 40 x 60 cm. | Yağlı Boya | 40×60 cm | Guga Müzayede | 24 Feb 2026, 21:00 | 28.000 ₺ |
| BABAK BİDARİAN Tuval üzerine Yağlı Boya, İmzalı, 40 x 60 cm. | Yağlı Boya | 40×60 cm | Guga Müzayede | 24 Feb 2026, 21:00 | 29.000 ₺ |
| BABAK BİDARİAN "Gizli Dans", Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 70 x 70 cm | Yağlı Boya | 70×70 cm | Balaban Müzayede | 03 Dec 2025, 21:00 | 42.000 ₺ |
| BABAK BİDARİAN "İçgörü", Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 70 x 70 cm | Yağlı Boya | 70×70 cm | Balaban Müzayede | 03 Dec 2025, 21:00 | 40.000 ₺ |
Babak Bidarian tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 62.594 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 16 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 28.000 ₺ ile 100.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Babak Bidarian satışı 100.000 ₺ — Yağlı Boya, 100×105 cm (Art-ı Müzayede, Eylül 2026).
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini