Aytaç Armağan tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 8 müzayede sonucu, ortalama 29.125 ₺, fiyat aralığı 11.000–60.000 ₺. Teknikler: Yağlı Boya, Akrilik Boya.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Fiyat |
|---|---|---|---|---|---|
| Aytaç Armağan Tuval üzerine yağlı boya, 90x70 cm, 2024 tarihli, İmzalı, Çerçeveli Aytaç Armağan için resim, görünen şeyi tekrar etmek değil; onun insanda bıraktığı titreşimi yakalamaktır. 1991–1995 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde, 5 No’lu Atölye’de aldığı eğitim, bu dili sağlam bir zemine oturtur. Ama Armağan’ın görsel dünyasını asıl derinleştiren şey, yalnızca tuvalin karşısında değil, sahnenin içinde de düşünmesidir. 2005’ten bu yana İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı yapan Armağan, ışığın hilesini de bilir, gölgenin hakikatini de. Sahne, ona “uzaktan bakmanın” büyüsünü öğretmiştir. Tuvalde kurduğu denge, yalnızca dekor bilgisiyle değil; ritim duygusuyla, mekân sezgisiyle ve görünmeyeni görünür kılma becerisiyle güçlenir. Armağan’ın tuvallerinde biçim, sanki bir sabah sisinin içinde erir. Ne tam anlamıyla figürdür ne de bütünüyle soyut. Türk Kalp Vakfı’ndan Winsor Newton’a uzanan o ödüllü kariyeri, aslında bu “ara bölgeyi” keşfetme başarısının da karşılığıdır. Onun işlerinde çoğu şey doğrudan anlatılmaz. Figür vardır belki, ama çözülmüş hâliyle. Soyut vardır, ama soğuk değil; nabzı olan bir soyutluk. Renk hareket eder, yüzey nefes alır, doğa ise görüntü olmaktan çıkıp bir iç sese dönüşür. İzleyici de tam burada biçimi değil, o biçimin içinde saklanan titreşimi izlemeye başlar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 90×70 cm | Art-ı Müzayede | 23 Jul 2026, 20:00 | 37.500 ₺ |
| Aytaç Armağan “Aile”, Tuval üzerine akrilik boya, 120x100 cm, 2025, İmzalı Aytaç Armağan için resim, görünen şeyi tekrar etmek değil; onun insanda bıraktığı titreşimi yakalamaktır. 1991–1995 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde, 5 No’lu Atölye’de aldığı eğitim, bu dili sağlam bir zemine oturtur. Ama Armağan’ın görsel dünyasını asıl derinleştiren şey, yalnızca tuvalin karşısında değil, sahnenin içinde de düşünmesidir. 2005’ten bu yana İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı yapan Armağan, ışığın hilesini de bilir, gölgenin hakikatini de. Sahne, ona “uzaktan bakmanın” büyüsünü öğretmiştir. Tuvalde kurduğu denge, yalnızca dekor bilgisiyle değil; ritim duygusuyla, mekân sezgisiyle ve görünmeyeni görünür kılma becerisiyle güçlenir. Armağan’ın tuvallerinde biçim, sanki bir sabah sisinin içinde erir. Ne tam anlamıyla figürdür ne de bütünüyle soyut. Türk Kalp Vakfı’ndan Winsor Newton’a uzanan o ödüllü kariyeri, aslında bu “ara bölgeyi” keşfetme başarısının da karşılığıdır. Onun işlerinde çoğu şey doğrudan anlatılmaz. Figür vardır belki, ama çözülmüş hâliyle. Soyut vardır, ama soğuk değil; nabzı olan bir soyutluk. Renk hareket eder, yüzey nefes alır, doğa ise görüntü olmaktan çıkıp bir iç sese dönüşür. İzleyici de tam burada biçimi değil, o biçimin içinde saklanan titreşimi izlemeye başlar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 120×100 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 47.500 ₺ |
| Aytaç Armağan Tuval üzerine yağlı boya, 100x70 cm, 2024, İmzalı Aytaç Armağan için resim, görünen şeyi tekrar etmek değil; onun insanda bıraktığı titreşimi yakalamaktır. 1991–1995 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde, 5 No’lu Atölye’de aldığı eğitim, bu dili sağlam bir zemine oturtur. Ama Armağan’ın görsel dünyasını asıl derinleştiren şey, yalnızca tuvalin karşısında değil, sahnenin içinde de düşünmesidir. 2005’ten bu yana İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı yapan Armağan, ışığın hilesini de bilir, gölgenin hakikatini de. Sahne, ona “uzaktan bakmanın” büyüsünü öğretmiştir. Tuvalde kurduğu denge, yalnızca dekor bilgisiyle değil; ritim duygusuyla, mekân sezgisiyle ve görünmeyeni görünür kılma becerisiyle güçlenir. Armağan’ın tuvallerinde biçim, sanki bir sabah sisinin içinde erir. Ne tam anlamıyla figürdür ne de bütünüyle soyut. Türk Kalp Vakfı’ndan Winsor Newton’a uzanan o ödüllü kariyeri, aslında bu “ara bölgeyi” keşfetme başarısının da karşılığıdır. Onun işlerinde çoğu şey doğrudan anlatılmaz. Figür vardır belki, ama çözülmüş hâliyle. Soyut vardır, ama soğuk değil; nabzı olan bir soyutluk. Renk hareket eder, yüzey nefes alır, doğa ise görüntü olmaktan çıkıp bir iç sese dönüşür. İzleyici de tam burada biçimi değil, o biçimin içinde saklanan titreşimi izlemeye başlar. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 100×70 cm | Art-ı Müzayede | 21 May 2026, 20:00 | 40.000 ₺ |
| Aytaç Armağan Tuval üzerine yağlı boya, 40x40 cm, İmzalı Aytaç Armağan için resim, görünen şeyi tekrar etmek değil; onun insanda bıraktığı titreşimi yakalamaktır. 1991–1995 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde, 5 No’lu Atölye’de aldığı eğitim, bu dili sağlam bir zemine oturtur. Ama Armağan’ın görsel dünyasını asıl derinleştiren şey, yalnızca tuvalin karşısında değil, sahnenin içinde de düşünmesidir. 2005’ten bu yana İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı yapan Armağan, ışığın hilesini de bilir, gölgenin hakikatini de. Sahne, ona “uzaktan bakmanın” büyüsünü öğretmiştir. Tuvalde kurduğu denge, yalnızca dekor bilgisiyle değil; ritim duygusuyla, mekan sezgisiyle ve görünmeyeni görünür kılma becerisiyle güçlenir. Armağan’ın tuvallerinde biçim, sanki bir sabah sisinin içinde erir. Ne tam anlamıyla figürdür ne de bütünüyle soyut. Türk Kalp Vakfı’ndan Winsor Newton’a uzanan o ödüllü kariyeri, aslında bu “ara bölgeyi” keşfetme başarısının da karşılığıdır. Onun işlerinde çoğu şey doğrudan anlatılmaz. Figür vardır belki, ama çözülmüş haliyle. Soyut vardır, ama soğuk değil; nabzı olan bir soyutluk. Renk hareket eder, yüzey nefes alır, doğa ise görüntü olmaktan çıkıp bir iç sese dönüşür. İzleyici de tam burada biçimi değil, o biçimin içinde saklanan titreşimi izlemeye başlar. Müzayedemizde yer alan bu eserde Armağan, doğayı bir mimar gibi inşa ederken aynı zamanda bir simyacı gibi çözüyor. Dikey yapılar, açıklık, su ve gökyüzü aynı sahnede buluşuyor; ama hiçbir şey kesin sınırlarla var olmuyor. Fırça darbeleri, ağaç gövdelerini bir vasiyet gibi toprağa saplarken, renkler bir rüzgarın ritmiyle tuvalin yüzeyinde savruluyor. Bazen nereye baktığımızı bilmeyiz; ama bir eşikte durduğumuzu hissederiz. | Yağlı Boya | 40×40 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 13.000 ₺ |
| Aytaç Armağan Tuval üzerine yağlı boya, 40x40 cm, İmzalı Aytaç Armağan için resim, görünen şeyi tekrar etmek değil; onun insanda bıraktığı titreşimi yakalamaktır. 1991–1995 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde, 5 No’lu Atölye’de aldığı eğitim, bu dili sağlam bir zemine oturtur. Ama Armağan’ın görsel dünyasını asıl derinleştiren şey, yalnızca tuvalin karşısında değil, sahnenin içinde de düşünmesidir. 2005’ten bu yana İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamlığı yapan Armağan, ışığın hilesini de bilir, gölgenin hakikatini de. Sahne, ona “uzaktan bakmanın” büyüsünü öğretmiştir. Tuvalde kurduğu denge, yalnızca dekor bilgisiyle değil; ritim duygusuyla, mekan sezgisiyle ve görünmeyeni görünür kılma becerisiyle güçlenir. Armağan’ın tuvallerinde biçim, sanki bir sabah sisinin içinde erir. Ne tam anlamıyla figürdür ne de bütünüyle soyut. Türk Kalp Vakfı’ndan Winsor Newton’a uzanan o ödüllü kariyeri, aslında bu “ara bölgeyi” keşfetme başarısının da karşılığıdır. Onun işlerinde çoğu şey doğrudan anlatılmaz. Figür vardır belki, ama çözülmüş haliyle. Soyut vardır, ama soğuk değil; nabzı olan bir soyutluk. Renk hareket eder, yüzey nefes alır, doğa ise görüntü olmaktan çıkıp bir iç sese dönüşür. İzleyici de tam burada biçimi değil, o biçimin içinde saklanan titreşimi izlemeye başlar. Aytaç Armağan’ın bu tuvali, toprağın ve gökyüzünün birbirine karıştığı hareketli bir aydınlanma anı gibi. Sanatçı, fırçasıyla rüzgarın görünmez elini tuvalin yüzeyinde duyulur kılar. Ortadaki ince gövde, resmin omurgası gibi yükselirken etrafındaki yapraklar ve dallar, zamansız bir boşlukta savrulan renk kırıntıları gibi çoğalır. Gökyüzü burada bir fon değil, aşağıya doğru sızan serin bir nefes gibidir. Toprak ise suskun değil; kıpırdayan, kabaran, kendi kendine konuşan canlı bir yüzeydir. Rüzgarı neredeyse yüzümüzde hissederiz. Sanki dünya, tam o anda yer değiştiriyordur. | Yağlı Boya | 40×40 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 11.000 ₺ |
| AYTAÇ ARMAĞAN "Aile", 2025,Tuval üzerine akrilik boya, İmzalı, 120 x 100 cm. | Akrilik Boya | 120×100 cm | Balaban Müzayede | 27 Apr 2026, 21:00 | 60.000 ₺ |
| AYTAÇ ARMAĞAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 40 x 40 cm. | Yağlı Boya | 40×40 cm | Guga Müzayede | 24 Feb 2026, 21:00 | 12.000 ₺ |
| AYTAÇ ARMAĞAN Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 40 x 40 cm. | Yağlı Boya | 40×40 cm | Guga Müzayede | 24 Feb 2026, 21:00 | 12.000 ₺ |
Aytaç Armağan tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 29.125 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 8 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 11.000 ₺ ile 60.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Aytaç Armağan satışı 60.000 ₺ — Akrilik Boya, 120×100 cm (Balaban Müzayede, Nisan 2026).
Müzayede kayıtlarında Aytaç Armağan imzalı eserler Yağlı Boya, Akrilik Boya teknikleriyle yer alıyor.
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini