Alper Yahya tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 11 müzayede sonucu, ortalama 28.136 ₺, fiyat aralığı 6.000–75.000 ₺. Teknikler: Akrilik Boya.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Fiyat |
|---|---|---|---|---|---|
| Alper Yahya "Hürrem Sultan”, Kağıt, Akrilik, Çini, Ahşap, 40x30 cm Alper Yahya için sanat, salt estetik bir mesele değil; bir tavır. Hatta yer yer açık bir karşı çıkış. Figüratif, doğrudan, politik. Anlatmaktan çok gösteren, sembolize etmekten çok işaret eden bir dil bu. Çünkü Yahya’nın derdi soyut imgelerin peşinden koşmak değil; gerçekliğe tanıklık etmek. Bu tavrın kökleri erken dönemde grafik tasarım ve illüstrasyonda atılıyor. Sonra animasyon geliyor, sinema geliyor, politik karikatürler, post-prodüksiyon süreçleri geliyor. Görüntünün yalnızca nasıl kurulduğunu değil, nasıl çarptığını da orada öğreniyor insan. Yahya’nın 2010’lu yıllarda resim, video ve kamusal yüzeylere açılan disiplinler arası pratiği biraz da bu yüzden şaşırtmıyor. Duvarı da bir yüzey gibi görüyor, bedeni de. Sokağı da. Hafızanın yazıldığı her yeri. Onun çizgisel dili, kendi sözüyle, mağara duvarlarından antik Roma sokaklarına uzanan kadim bir hafızadan besleniyor. Siyah ve beyazı seçmesi bir üslup numarası değil; süsü geri çekip hakikati öne alma isteği. Rengi dışarıda bırakıyor, çünkü bazen fazla renk gerçeğin sesini kısar. Sade biçim bu yüzden. Bilinçli. Hâkim elit estetiğin parıltısına karşı kasıtlı bir mesafe. Berlin Bağımsız Film Festivali ve Robinson Film Festivali’nde toplam yedi ödül alan kısa filmleri, hareketli görüntüyle kurduğu güçlü bağı görünür kılıyor. Ama o kendini en berrak hâliyle bir “hat işçisi” diye tarif ediyor. Bu, meslekten çok duruşun adı. Sanatçının müzayedemizde yer alan bu eseri, erkeklerin kurduğu tarihin tam ortasına bırakılmış sarsıcı bir itiraz gibi duruyor: Hürrem Sultan. Savaşlar, entrikalar, arzular, ordular, hırslar… Çerçeveyi erkek dünyası dolduruyor; merkeziyse kadın alıyor. Ne kadar güzel bir terslik. Alper Yahya’nın siyah-beyaz çizgisel dili burada yalnızca estetik bir tercih değil; tarihin kabuğunu soyan bir bıçak gibi çalışıyor. Kırmızı yazı ise bir başlık değil sadece; mühür gibi. Bir hüküm gibi. Bazı kadınlar tarihe dahil olmaz. Tarihin yönünü değiştirir. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 40×30 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 6.000 ₺ |
| Alper Yahya “Fight for Egg”, Tuval üzerine akrilik boya, 110x75 cm Alper Yahya için sanat, salt estetik bir mesele değil; bir tavır. Hatta yer yer açık bir karşı çıkış. Figüratif, doğrudan, politik. Anlatmaktan çok gösteren, sembolize etmekten çok işaret eden bir dil bu. Çünkü Yahya’nın derdi soyut imgelerin peşinden koşmak değil; gerçekliğe tanıklık etmek. Bu tavrın kökleri erken dönemde grafik tasarım ve illüstrasyonda atılıyor. Sonra animasyon geliyor, sinema geliyor, politik karikatürler, post-prodüksiyon süreçleri geliyor. Görüntünün yalnızca nasıl kurulduğunu değil, nasıl çarptığını da orada öğreniyor insan. Yahya’nın 2010’lu yıllarda resim, video ve kamusal yüzeylere açılan disiplinlerarası pratiği biraz da bu yüzden şaşırtmıyor. Duvarı da bir yüzey gibi görüyor, bedeni de. Sokağı da. Hafızanın yazıldığı her yeri. Onun çizgisel dili, kendi sözüyle, mağara duvarlarından antik Roma sokaklarına uzanan kadim bir hafızadan besleniyor. Siyah ve beyazı seçmesi bir üslup numarası değil; süsü geri çekip hakikati öne alma isteği. Rengi dışarıda bırakıyor, çünkü bazen fazla renk gerçeğin sesini kısar. Sade biçim bu yüzden. Bilinçli. Hâkim elit estetiğin parıltısına karşı kasıtlı bir mesafe. Berlin Bağımsız Film Festivali ve Robinson Film Festivali’nde toplam yedi ödül alan kısa filmleri, hareketli görüntüyle kurduğu güçlü bağı görünür kılıyor. Ama o kendini en berrak hâliyle bir “hat işçisi” diye tarif ediyor. Bu, meslekten çok duruşun adı. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 110×75 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 30.000 ₺ |
| Alper Yahya “Worry About Water”, Tuval üzerine akrilik boya, 110x 70 cm Alper Yahya için sanat, salt estetik bir mesele değil; bir tavır. Hatta yer yer açık bir karşı çıkış. Figüratif, doğrudan, politik. Anlatmaktan çok gösteren, sembolize etmekten çok işaret eden bir dil bu. Çünkü Yahya’nın derdi soyut imgelerin peşinden koşmak değil; gerçekliğe tanıklık etmek. Bu tavrın kökleri erken dönemde grafik tasarım ve illüstrasyonda atılıyor. Sonra animasyon geliyor, sinema geliyor, politik karikatürler, post-prodüksiyon süreçleri geliyor. Görüntünün yalnızca nasıl kurulduğunu değil, nasıl çarptığını da orada öğreniyor insan. Yahya’nın 2010’lu yıllarda resim, video ve kamusal yüzeylere açılan disiplinler arası pratiği biraz da bu yüzden şaşırtmıyor. Duvarı da bir yüzey gibi görüyor, bedeni de. Sokağı da. Hafızanın yazıldığı her yeri. Onun çizgisel dili, kendi sözüyle, mağara duvarlarından antik Roma sokaklarına uzanan kadim bir hafızadan besleniyor. Siyah ve beyazı seçmesi bir üslup numarası değil; süsü geri çekip hakikati öne alma isteği. Rengi dışarıda bırakıyor, çünkü bazen fazla renk gerçeğin sesini kısar. Sade biçim bu yüzden. Bilinçli. Hâkim elit estetiğin parıltısına karşı kasıtlı bir mesafe. Berlin Bağımsız Film Festivali ve Robinson Film Festivali’nde toplam yedi ödül alan kısa filmleri, hareketli görüntüyle kurduğu güçlü bağı görünür kılıyor. Ama o kendini en berrak hâliyle bir “hat işçisi” diye tarif ediyor. Bu, meslekten çok duruşun adı. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Akrilik Boya | 110×70 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 22.500 ₺ |
| ALPER YAHYA "Worry About Water", Tuval üzerine akrilik boya, 110 x 70 cm | Akrilik Boya | 110×70 cm | Guga Müzayede | 10 Jun 2026, 21:00 | 37.000 ₺ |
| ALPER YAHYA "Fight for Egg", Tuval üzerine akrilik boya, 110 x 75 cm | Akrilik Boya | 110×75 cm | Guga Müzayede | 10 Jun 2026, 21:00 | 38.000 ₺ |
| ALPER YAHYA "Ciddiyet", Tuval üzerine akrilik ve sprey boya, 100 x 200 cm | Akrilik Boya | 100×200 cm | Guga Müzayede | 13 May 2026, 21:00 | 75.000 ₺ |
| ALPER YAHYA "Pantolon", Tuval üzerine akrilik boya, 130 x 100 cm. | Akrilik Boya | 130×100 cm | Guga Müzayede | 13 May 2026, 21:00 | 60.000 ₺ |
| Alper Yahya “Truvalı Helen” Kağıt, Akrilik, Çini, Ahşap, 40x30 cm Alper Yahya için sanat, salt estetik bir mesele değil; bir tavır. Hatta yer yer açık bir karşı çıkış. Figüratif, doğrudan, politik. Anlatmaktan çok gösteren, sembolize etmekten çok işaret eden bir dil bu. Çünkü Yahya’nın derdi soyut imgelerin peşinden koşmak değil; gerçekliğe tanıklık etmek. Bu tavrın kökleri erken dönemde grafik tasarım ve illüstrasyonda atılıyor. Sonra animasyon geliyor, sinema geliyor, politik karikatürler, post-prodüksiyon süreçleri geliyor. Görüntünün yalnızca nasıl kurulduğunu değil, nasıl çarptığını da orada öğreniyor insan. Yahya’nın 2010’lu yıllarda resim, video ve kamusal yüzeylere açılan disiplinlerarası pratiği biraz da bu yüzden şaşırtmıyor. Duvarı da bir yüzey gibi görüyor, bedeni de. Sokağı da. Hafızanın yazıldığı her yeri. Onun çizgisel dili, kendi sözüyle, mağara duvarlarından antik Roma sokaklarına uzanan kadim bir hafızadan besleniyor. Siyah ve beyazı seçmesi bir üslup numarası değil; süsü geri çekip hakikati öne alma isteği. Rengi dışarıda bırakıyor, çünkü bazen fazla renk gerçeğin sesini kısar. Sade biçim bu yüzden. Bilinçli. Hakim elit estetiğin parıltısına karşı kasıtlı bir mesafe. Berlin Bağımsız Film Festivali ve Robinson Film Festivali’nde toplam yedi ödül alan kısa filmleri, hareketli görüntüyle kurduğu güçlü bağı görünür kılıyor. Ama o kendini en berrak haliyle bir “hat işçisi” diye tarif ediyor. Bu, meslekten çok duruşun adı. Sanatçının müzayedemizde yer alan bu iki eseri, erkeklerin kurduğu tarihin tam ortasına bırakılmış sarsıcı itirazlar gibi duruyor: Truvalı Helen. Hürrem Sultan. Biri Troya’nın ateşini taşır, öteki sarayın nabzını. Ama aynı cümlede buluşuyorlar: Kendisini köle etmeye çalışan erkek dünyasını kendine köle eden kadınlar. Savaşlar, entrikalar, arzular, ordular, hırslar… Çerçeveyi erkek dünyası dolduruyor; merkeziyse kadın alıyor. Ne kadar güzel bir terslik. Alper Yahya’nın siyah-beyaz çizgisel dili burada yalnızca estetik bir tercih değil; tarihin kabuğunu soyan bir bıçak gibi çalışıyor. Kırmızı yazı ise bir başlık değil sadece; mühür gibi. Bir hüküm gibi. Bazı kadınlar tarihe dahil olmaz. Tarihin yönünü değiştirir. | Akrilik Boya | 40×30 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 6.000 ₺ |
| Alper Yahya “Hürrem Sultan”, Kağıt, Akrilik, Çini, Ahşap, 40x30 cm Alper Yahya için sanat, salt estetik bir mesele değil; bir tavır. Hatta yer yer açık bir karşı çıkış. Figüratif, doğrudan, politik. Anlatmaktan çok gösteren, sembolize etmekten çok işaret eden bir dil bu. Çünkü Yahya’nın derdi soyut imgelerin peşinden koşmak değil; gerçekliğe tanıklık etmek. Bu tavrın kökleri erken dönemde grafik tasarım ve illüstrasyonda atılıyor. Sonra animasyon geliyor, sinema geliyor, politik karikatürler, post-prodüksiyon süreçleri geliyor. Görüntünün yalnızca nasıl kurulduğunu değil, nasıl çarptığını da orada öğreniyor insan. Yahya’nın 2010’lu yıllarda resim, video ve kamusal yüzeylere açılan disiplinlerarası pratiği biraz da bu yüzden şaşırtmıyor. Duvarı da bir yüzey gibi görüyor, bedeni de. Sokağı da. Hafızanın yazıldığı her yeri. Onun çizgisel dili, kendi sözüyle, mağara duvarlarından antik Roma sokaklarına uzanan kadim bir hafızadan besleniyor. Siyah ve beyazı seçmesi bir üslup numarası değil; süsü geri çekip hakikati öne alma isteği. Rengi dışarıda bırakıyor, çünkü bazen fazla renk gerçeğin sesini kısar. Sade biçim bu yüzden. Bilinçli. Hakim elit estetiğin parıltısına karşı kasıtlı bir mesafe. Berlin Bağımsız Film Festivali ve Robinson Film Festivali’nde toplam yedi ödül alan kısa filmleri, hareketli görüntüyle kurduğu güçlü bağı görünür kılıyor. Ama o kendini en berrak haliyle bir “hat işçisi” diye tarif ediyor. Bu, meslekten çok duruşun adı. Sanatçının müzayedemizde yer alan bu iki eseri, erkeklerin kurduğu tarihin tam ortasına bırakılmış sarsıcı itirazlar gibi duruyor: Truvalı Helen. Hürrem Sultan. Biri Troya’nın ateşini taşır, öteki sarayın nabzını. Ama aynı cümlede buluşuyorlar: Kendisini köle etmeye çalışan erkek dünyasını kendine köle eden kadınlar. Savaşlar, entrikalar, arzular, ordular, hırslar… Çerçeveyi erkek dünyası dolduruyor; merkeziyse kadın alıyor. Ne kadar güzel bir terslik. Alper Yahya’nın siyah-beyaz çizgisel dili burada yalnızca estetik bir tercih değil; tarihin kabuğunu soyan bir bıçak gibi çalışıyor. Kırmızı yazı ise bir başlık değil sadece; mühür gibi. Bir hüküm gibi. Bazı kadınlar tarihe dahil olmaz. Tarihin yönünü değiştirir. | Akrilik Boya | 40×30 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 6.000 ₺ |
| ALPER YAHYA "Hürrem Sultan", Kağıt, Akrilik, Çini, Ahşap, 40 x 30 cm. | Akrilik Boya | 40×30 cm | Balaban Müzayede | 10 Apr 2026, 21:00 | 15.000 ₺ |
| ALPER YAHYA "Truvalı Helen", Kağıt, Akrilik, Çini, Ahşap, 40 x 30 cm. | Akrilik Boya | 40×30 cm | Balaban Müzayede | 10 Apr 2026, 21:00 | 14.000 ₺ |
Alper Yahya tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 28.136 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 11 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 6.000 ₺ ile 75.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Alper Yahya satışı 75.000 ₺ — Akrilik Boya, 100×200 cm (Guga Müzayede, Mayıs 2026).
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini