Ali Rıza Kanaç tablo fiyatları ve müzayede sonuçları: 57 müzayede sonucu, ortalama 31.681 ₺, fiyat aralığı 750–85.000 ₺. Teknikler: Karışık Teknik, Yağlı Boya, Akrilik Boya, Baskı, Sulu Boya.
| Eser | Teknik | Boyut | Müzayede Evi | Tarih | Fiyat |
|---|---|---|---|---|---|
| ALİ RIZA KANAÇ "Moby dick", Fiber Polyester Döküm, Sertifikalı, 47 x 28 x 17 cm | 47×28 cm | Guga Müzayede | 29 Jul 2026, 21:00 | 50.000 ₺ | |
| Ali Rıza Kanaç (1989) Halı üzerine karışık teknik, 141x66 cm, Sanatçıdan sertifikalı, İmzalı Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgârı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. Ortaya çıkan dil ne tam burada kalır ne de bütünüyle başka bir yere ait olur. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekân ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekân bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Bu eserde karşımıza yalnızca bir imge değil, belleğin üstüne doğrudan yapılmış bir müdahale çıkıyor. Karşımızda duran şey bir halı değil; zamanın çiğnediği, parçaladığı ama yok edemediği bir ruh enkazı. Üzeri kazınmış, hırpalanmış; ama her yarasından yeni bir hikâye fışkırıyor. Motiflerin kadim düzeni ilk bakışta tanıdık bir sığınak gibi; ama resim ilerledikçe o sığınağın içine bir tedirginlik doluyor. Üstten aşağı çöken koyu leke, evin üstüne düşmüş eski bir gölge. Alttaki altınsı, yıpranmış yüzeyler ise zamanın halıya bıraktığı yanık izleri. Bizon silüetleri orada neyi bekliyor? Belki de bu toprakların artık çok uzaklarda kalmış o vahşi, saf enerjisini. Eserin asıl gücü burada: zarafetle huzursuzluğu aynı dokuda konuşturması. Hem nakış hem yara. Hem ev hem istilâ. Hem hatıra hem tehdit. Kanaç bu çalışmada geleneği korunaklı bir vitrine kaldırmıyor; onu bugünün çatlağıyla yüz yüze bırakıyor. Bu sadece iyi bir resim değil, sıra dışı bir obje. Ve şunu fısıldıyor: Bazı yaralar bağırmaz; motif olur. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Karışık Teknik | 141×66 cm | Art-ı Müzayede | 23 Jul 2026, 20:00 | 35.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ Duralite marufle kağıt üzerine karışık teknik, İmzalı, Çerçeveli, 44 x 34 cm | Karışık Teknik | 44×34 cm | Balaban Müzayede | 21 Jul 2026, 22:00 | 15.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ "Red", 2024, Tuval üzerine karışık teknik, İmzalı, Çerçeveli , 100 x 100 cm | Karışık Teknik | 100×100 cm | Balaban Müzayede | 07 Jul 2026, 21:00 | 65.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ Halı üzerine karışık teknik, İmzalı, Çerçeveli, 106 x 150 cm. | Karışık Teknik | 106×150 cm | Guga Müzayede | 29 Jun 2026, 21:00 | 85.000 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç (1989) “Alone”, Tuval üzerine yağlı boya, 90x110 cm, İmzalı, Çerçeveli Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgârı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. Ortaya çıkan dil ne tam burada kalır ne de bütünüyle başka bir yere ait olur. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekân ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekân bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 90×110 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 60.000 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç (1989) Tuval üzerine karışık teknik, 30x40 cm, İmzalı Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgârı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. Ortaya çıkan dil ne tam burada kalır ne de bütünüyle başka bir yere ait olur. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekân ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekân bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Karışık Teknik | 30×40 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 11.000 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç (1989) Tuval üzerine karışık teknik, 30x30 cm; imzalı Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgârı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. Ortaya çıkan dil ne tam burada kalır ne de bütünüyle başka bir yere ait olur. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekân ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekân bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Karışık Teknik | 30×30 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 10.000 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç (1989) Tuval üzerine yağlı boya, 48x46 cm, İmzalı, Çerçeveli Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgârı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekân ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekân bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Bu eserde Kanaç, zamanın kabuğunu çatlatıp yüzeye sızan hırçın bir hafızanın izini sürer. Çamurlu yeşiller, paslı kahverengiler ve yanık tortular, doğanın insandan önce yazdığı o eski dili hatırlatır. Henüz kelimeler yokken, iz vardı. Toprak vardı. Hayvanın ağır nefesi vardı. Üstte beliren bizon, sanki sisli bir şafağın içinden geçen mağrur ve yorgun bir göçmen gibidir. Ne tamamen vahşi, ne bütünüyle evcil. Arada. Altındaki koyu doku katmanları ise toprağa gömülmüş hatıralar gibi çoğalır; bir kilim kırığı, bir yerleşim izi, unutulmuş bir törenin son sıcaklığı… Kanaç’ın resminde aidiyet, bir yere yerleşmekten çok daha derin bir şey. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 48×46 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 15.000 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç (1989) Tuval üzerine yağlı boya, 50x40, İmzalı, Çerçeveli Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgârı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekân ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekân bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Bu eserde Kanaç, zamanı parlak bir yüzeyde değil; pasın, toprağın ve karanlığın içinde arar. Ortada beliren bizon figürü, sanki bir hayvan olmaktan çok, mağara duvarından sökülüp bugüne düşmüş eski bir kuvvettir. Vahşi ama suskun. Ağır ama yaralı. Modern dünyanın hızına değil, çok daha eski bir nabza bağlıdır. Alttaki motifli parça ise bu karanlık alanın içine beklenmedik bir ev sıcaklığı bırakır. Bir halı izi, bir göç hatırası, bir aidiyet kırıntısı… Vahşi olanla evcilleşmiş olan, toprakla kumaş, ilkel güçle kültürel hafıza aynı yüzeyde birbirine düğümlenir. Kanaç burada anlamı kapatmaz; paslı bir kapı gibi aralık bırakır. O aralıktan içeri hayvan nefesi, kumaş sıcaklığı, yanık toprak ve eski bir törenin külleri sızar. Bazen asıl derinlik yeni bir şey bulmakta değil; çoktan unutulmuş bir köke yeniden dokunabilmektedir. Eserin alıcısına uğur getirmesini dileriz… | Yağlı Boya | 50×40 cm | Art-ı Müzayede | 25 Jun 2026, 20:00 | 15.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ "Moby Dick", Fiber polyester döküm, 47 x 28 x 17 cm. | 47×28 cm | Balaban Müzayede | 19 Jun 2026, 21:00 | 57.500 ₺ | |
| ALİ RIZA KANAÇ Fiber polyester döküm, 47 x 28 x 17 cm. | 47×28 cm | Balaban Müzayede | 19 Jun 2026, 21:00 | 55.000 ₺ | |
| ALİ RIZA KANAÇ "Alone", Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, Çerçeveli, 90 x 110 cm | Yağlı Boya | 90×110 cm | Guga Müzayede | 10 Jun 2026, 21:00 | 67.500 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ "Bronze Tail", Fiber Polyester Döküm, 47 x 28 x 17 cm | 47×28 cm | Guga Müzayede | 10 Jun 2026, 21:00 | 55.000 ₺ | |
| ALİ RIZA KANAÇ Halı üzerine karışık teknik, Çerçeveli, 106 x 150 cm | Karışık Teknik | 106×150 cm | Guga Müzayede | 10 Jun 2026, 21:00 | 80.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ Duralite marufle kağıt üzerine karışık teknik, Çerçeveli, 44 x 34 cm. | Karışık Teknik | 44×34 cm | Guga Müzayede | 10 Jun 2026, 21:00 | 15.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ Tuval üzerine karışık teknik, İmzalı, 30 x 30 cm | Karışık Teknik | 30×30 cm | Balaban Müzayede | 22 May 2026, 21:58 | 11.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ "Turkuaz", Tuval üzerine yağlı boya, İmzalı, 120 x 100 cm. | Yağlı Boya | 120×100 cm | Guga Müzayede | 13 May 2026, 21:00 | 65.000 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç (1989) Tuval üzerine karışık teknik, 100x100 cm, 2024, İmzalı, Çerçeveli Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgarı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. Ortaya çıkan dil ne tam burada kalır ne de bütünüyle başka bir yere ait olur. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekan ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekan bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Müzayedemizde yer alan bu eserde de Kanaç, bizi bir görüntünün önüne değil, içsel bir törenin eşiğine bırakıyor. Resmin merkezinde duran o koyu dikey form, mühürlenmiş bir kapı gibi; sanki hafızanın bodrumuna açılıyor. Altında kıpırdayan o karanlık hayvan silueti ise resmin kalbini aşağıya, toprağa, sezgiye çekiyor. Bir yaratık mı bu, bir hatıra mı, yoksa insanın içindeki en eski korkunun gölgesi mi? Belki hepsi. Kırmızı burada yalnızca bir renk değil; hem yanık izi hem yemin. Hem tehlike lambası hem gizli ayin. Beyaz boşluklar ise ferahlık vaat etmiyor; tersine, sessizliğin sesini açıyor. Bu bir sahne mi? Evet. Ama dekoru dışarıda değil; insanın tam içinde kurulmuş. Kanaç, formu anlatıya çevirmiyor; anlatının geride bıraktığı yanığı resmediyor. | Karışık Teknik | 100×100 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 37.500 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç (1989) Halı üzerine karışık teknik, 141x66 cm, İmzalı Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgarı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. Ortaya çıkan dil ne tam burada kalır ne de bütünüyle başka bir yere ait olur. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekan ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekan bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Bu eserde karşımıza yalnızca bir imge değil, belleğin üstüne doğrudan yapılmış bir müdahale çıkıyor. Karşımızda duran şey bir halı değil; zamanın çiğnediği, parçaladığı ama yok edemediği bir ruh enkazı. Üzeri kazınmış, hırpalanmış; ama her yarasından yeni bir hikaye fışkırıyor. Motiflerin kadim düzeni ilk bakışta tanıdık bir sığınak gibi; ama resim ilerledikçe o sığınağın içine bir tedirginlik doluyor. Üstten aşağı çöken koyu leke, evin üstüne düşmüş eski bir gölge. Alttaki altınsı, yıpranmış yüzeyler ise zamanın halıya bıraktığı yanık izleri. Bizon silüetleri orada neyi bekliyor? Belki de bu toprakların artık çok uzaklarda kalmış o vahşi, saf enerjisini. Eserin asıl gücü burada: zarafetle huzursuzluğu aynı dokuda konuşturması. Hem nakış hem yara. Hem ev hem istila. Hem hatıra hem tehdit. Kanaç bu çalışmada geleneği korunaklı bir vitrine kaldırmıyor; onu bugünün çatlağıyla yüz yüze bırakıyor. Bu sadece iyi bir resim değil, sıra dışı bir obje. Ve şunu fısıldıyor: Bazı yaralar bağırmaz; motif olur. | Karışık Teknik | 141×66 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 42.500 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç (1989) Duralit üzerine karışık teknik, 28x28 cm, İmzalı Ali Rıza Kanaç’ın resim yolculuğu, Konya’nın rüzgarı sert, ışığı yalın coğrafyasında başlar. 2007–2009 yılları arasında Ressam İbrahim Rızayev’in atölyesinde geçen o çetin çıraklık dönemi, ona yalnızca boya karıştırmayı değil, beklemeyi de öğretir. Boyanın içine çöken sessizliği. Yüzeyin huysuzluğunu. Elin, akıldan önce tanıdığı o karanlık haritayı. Selçuk Üniversitesi’nin ardından açılan o büyük parantez: İtalya. Torino’da, Accademia Albertina di Belle Arti’de geçirdiği burslu yıl, Kanaç’ın resmine yeni bir eşik açar. Batı resminin hafızasıyla kendi iç coğrafyası ilk kez aynı masaya oturur; masada hem espresso sertliği hem de demli bir çayın ağırbaşlı sıcaklığı vardır. Ortaya çıkan dil ne tam burada kalır ne de bütünüyle başka bir yere ait olur. 2012’de Torino’da açtığı ilk kişisel sergi de bu melezleşmenin ilanıdır: Bu ses yerelden yükselir ama sınırda durmaz. Onun akademik serüveni bir unvan arayışı değil, resmin sinir uçlarına dokunma çabasıdır. Bu yüzden mekan ve figür, Kanaç’ın tuvallerinde sabit kalmaz; birbirine sızar, başkalaşır. Çünkü onun için mekan bir adres değil, bir ruh basıncıdır. Figür ise görünen beden değil; içeride biriken o kadim tortu. Bu eserde karşımıza bir bizon değil, içine çağlar çökmüş bir suskunluk çıkıyor. Başını eğmiş; ama yenilmiş gibi değil. Daha çok, kendi ağırlığını bilen bir varlığın sessiz asaletiyle duruyor. Karanlık burada renk değil; bir karakter. Toprağın içinden yükselmiş eski bir hafıza gibi. Resmin asıl gücü, hareketten değil bekleyişten geliyor. Çünkü bazen en büyük kudret saldırıda değil, kendini tutabilme eşiğinde belirir. Bu bizon da tam orada duruyor: vahşetle vakar, içgüdüyle bilgelik arasında… | Karışık Teknik | 28×28 cm | Art-ı Müzayede | 06 May 2026, 20:00 | 9.000 ₺ |
| Ali Rıza Kanaç,( Landscape with the Fall of Icarus) Duralite Marufle, Karton üzerine karışık teknik, Çerçeveli,2024 İmzalı, 60 x 45 cm. | Karışık Teknik | 60×45 cm | Ziba Art | 20 Apr 2026, 21:00 | 28.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ Duralite marufle kağıt üzerine karışık teknik, İmzalı, Çerçeveli, 44 x 34 cm. | Karışık Teknik | 44×34 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 15.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ Duralite marufle kağıt üzerine karışık teknik, İmzalı, Çerçeveli, 44 x 34 cm. | Karışık Teknik | 44×34 cm | Guga Müzayede | 29 Mar 2026, 22:00 | 15.000 ₺ |
| ALİ RIZA KANAÇ ''Bakır'' 40x33 cm Mukavva Üzeri, Akrilik Boya, Oto Boyası, Bakır Varak, Kristal Jel İmzalı, Çerçeveli | Akrilik Boya | 40×33 cm | Galeri Dali | 19 Mar 2026, 19:00 | 5.750 ₺ |
Ali Rıza Kanaç tabloları son müzayede sonuçlarına göre ortalama 31.681 ₺, tüm zamanlar ortalaması 23.377 ₺ fiyatla satılıyor. Bu istatistik 57 müzayede satışına dayanmaktadır.
Takip ettiğimiz müzayede satışları 750 ₺ ile 85.000 ₺ arasında gerçekleşti. Fiyat; eserin boyutuna, tekniğine ve dönemine göre değişir.
Takip ettiğimiz en yüksek Ali Rıza Kanaç satışı 85.000 ₺ — Karışık Teknik, 106×150 cm (Guga Müzayede, Haziran 2026).
Müzayede kayıtlarında Ali Rıza Kanaç imzalı eserler Karışık Teknik, Yağlı Boya, Akrilik Boya, Baskı, Sulu Boya teknikleriyle yer alıyor.
Tüm veriler ve fiyat trendi grafiği için sayfanın tamamını görüntüleyin: Sanatçılar · Eserler · Fiyat Tahmini